Esas | : 2024/2366 |
Karar | : 2024/2884 |
Tarih | : 24.09.2024 |
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
EK KARAR TARİHİ : 29.03.2023
SAYISI : 2021/1099 E., 2022/325 K.
DAVA TARİHİ : 30.11.2021
KARAR : Red
KYT TALEP EDEN : Adalet Bakanlığı
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıdan sipariş ettiği elbisenin süresinde teslim edilmemesi nedeniyle ödenen bedelin iadesi için başlatılan ilamsız icra takibinin davalının haksız ve hukuka aykırı itirazı üzerine durduğu gerekçesiyle, itirazın iptalini, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ise akdi ilişkiyi inkar ederek husumet itirazında bulunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüzel kişi olarak şirket veya kurum adına şirket veya kurumun ortak ve temsilcilerinin, yapmış olduğu işlem ve eylemlerden dolayı şirket veya kurum yanında veya onlardan ayrı olarak şirket veya kurumun ortak ve temsilcilerine karşı dava açılamayacağı, sorumlu tutulamayacakları, aleyhlerine takip başlatılamayacağı ve pasif husumet ehliyetleri mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiştir.
Karşılıklı edimleri içeren eser sözleşmelerinde yüklenicinin görevi eseri, sözleşmeye, amacına ve tekniğine uygun olarak tamamlayarak teslim etmek; iş sahibinin görevi ise, sözleşmede kararlaştırılan yükümlülükler varsa bunların yerine getirilmesiyle eserin bedelini ödemekten ibarettir. Kural olarak, eser sözleşmesi ilişkisinin kurulması herhangi bir şekil şartına tâbi olmayıp, tarafların "icap" ve "kabul" iradelerinin birleşmesiyle sözleşme ilişkisi kurulur. Şekil şartı, sözleşmenin geçerlilik şartı olmayıp, ispat şartıdır. 4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmüne amir olup, davalı taraf akdî ilişkiyi inkâr ettiğinden, akdî ilişkinin kurulduğunu ispat külfeti davacı iş sahibi üzerinde kalmaktadır.
Davacı tarafça dosyaya taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin ispatı için dava dilekçesine ekli kartvizit sunulduğu; kartvizitte ... adının bulunduğu ve "3.000 TL kaparo" alındığının yazıldığı; davalı tarafından sunulan fotokopide kartvizitin arka tarafında "... şirket" ve "... official" ibarelerinin mevcut olduğu, ancak şirket adının yazılmadığı; davacının, sipariş ve prova konusunda davalı ile muhatap olduğunu belirttiği anlaşılmaktadır. Davalı yüklenici tarafından üstlenilen işin elbise dikimi olduğu ve işin yerine getirilmemesine bağlı olarak ödenen bedeli iadesine ilişkin başlatılan icra takibine itirazın iptaline yönelik dava açıldığı; davacının, müvekkilinin davalı tarafından doğrudan mağdur edildiği iddiasında bulunması ve kapora tutarı yazan kartvizitte herhangi bir şirket adı geçmediğine göre açılan itirazın iptali davasında, davacının muhatabının davalı olduğu kabul edilmek suretiyle işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Kanun'un 363 ncü maddesinin birinci fıkrasına dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bozma kararının bir örneğinin ve dava dosyasının Adalet Bakanlığına gönderilmesine,
09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.