Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

Danıştay 28.10.2024 BÜYÜK GENEL KURUL Esas :2021/3, Karar :2024/1 24.10.2024 tarihinde www.resmigazete.gov.tr'de yayınlanan Danıştay İçtihadı Birleştirme kararı. Dava dosyasının temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra davadan feragat edilmesi hâlinde, feragat hususunda ek karar verilmek üzere dosyanın hükmü veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi yönünde içtihadın birleştirilmesi hakkında.

Oluşturulma tarihi: 21.02.2025 23:23    Güncellendi: 21.02.2025 23:23
T.C.
DANIŞTAY
BÜYÜK GENEL KURUL
Esas: 2021/3
Karar: 2024/1
Tarih: 28.06.2024
  • DAVADAN FERAGAT EDİLMESİ
  • TEMYİZ İNCELEMESİNE GÖNDERİLMESİNDEN SONRA DAVADAN FERAGAT ETME
  • FERAGAT HUSUSUNDA EK KARAR VERİLMESİ
ÖZET
24.10.2024 tarihinde www.resmigazete.gov.tr'de yayınlanan Danıştay İçtihadı Birleştirme kararı. Dava dosyasının temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra davadan feragat edilmesi hâlinde, feragat hususunda ek karar verilmek üzere dosyanın hükmü veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi yönünde içtihadın birleştirilmesi hakkında.

İÇTİHATLARI BİRLEŞTİRME KURULU KARARI
Dava dosyasının temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra davadan feragat edilmesi hâlinde, bazı daireler ve Vergi Dava Daireleri Kurulunca feragat hususunda ek karar verilmek üzere dosyanın hükmü veren mahkemeye gönderilmesi, diğer daireler ve İdari Dava Daireleri Kurulunca temyize konu kararın mahkemece feragat hususunda karar verilmek üzere bozulması yönündeki Danıştay dava daireleri ve kurulları kararlan arasındaki aykırılığın içtihatların birleştirilmesi yoluyla giderilmesinin Danıştay Başkanı tarafından istenilmesi üzerine, konuyla ilgili kararlar ile yasal düzenlemeler incelendikten ve Raportör Üye Fatih Mehmet Alkış'ın açıklamaları ile Danıştay Başsavcısı Nevzat Özgür'ün düşüncesi dinlenildikten sonra gereği görüşüldü:
I. KONU İLE İLGİLİ KARARLAR
A. FERAGAT HUSUSUNDA "EK KARAR” VERİLMEK ÜZERE DOSYANIN HÜKMÜ VEREN MAHKEMEYE GÖNDERİLMESİ YÖNÜNDE VERİLEN KARARLAR
Danıştay İkinci Dairesince verilen 05/04/2022 tarih ve E:2021/11908, K:2022/1628 sayılı karar:
Temyiz incelemesi aşamasında davadan feragat edilmesi üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 310. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, ek karar verilmek üzere dosyanın hükmü veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. Söz konusu kararda; 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesiyle atıfta bulunulan 6100 sayılı Kanun’un 310. maddesine, 28/07/2020 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun’un 29. maddesiyle birinci fıkradan sonra gelmek üzere iki yeni fıkra eklendiği; bu düzenlemeyle mevcut hükümden kaynaklanan ve feragat veya kabulün hükmün verilmesinden sonra gerçekleşmesi hâlinde yapılan farklı uygulamaların ve usul ekonomisine aykırılığın önüne geçilmesinin amaçlandığı belirtilerek, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra davadan feragat edilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılmaksızın feragat hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderilmesi gerektiği belirtilmiştir.
(Danıştay ikinci Dairesinin 22/06/2021 tarih ve E12021/11699, K:2021/2245 sayılı; 10/02/2022 tarih ve E:2021/16537 K:2022/383 sayılı; 08/03/2023 tarih ve E:2021/14023, K:2023/1046 sayılı kararları da aynı yöndedir.) 
Danıştay Üçüncü Dairesince verilen 25/10/2021 tarih ve E:2021/528, K:2021/4663 sayılı karar:
Temyiz incelemesi aşamasında davadan feragat edilmesi üzerine, 6100 sayılı Kanun’un 310. maddesinin üçüncü fıkrasına göre ek karar verilmek üzere dosyanın istinaf mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
(Danıştay Üçüncü Dairesinin 14/06/2021 tarih ve E:2020/2073, K:2021/3095 sayılı; 10/11/2022 tarih ve E:2022/3557, K:2022/4432 sayılı kararları da aynı yöndedir.)
Danıştay Altıncı Dairesince verilen 10/05/2022 tarih ve E:2020/5365, K:2022/5429 sayılı karar:
Temyiz incelemesi aşamasında davadan feragat edilmesi üzerine, 6100 sayılı Kanun’un 310. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılan davadan feragat beyanı hakkında ek karar verilmek üzere dosyanın hükmü veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
(Danıştay Altıncı Dairesinin 10/06/2021 tarih ve E:2018/5290, K:2021/8055 sayılı; 12/01/2022 tarih ve E:2021/8716, K:2022/280 sayılı; 10/04/2023 tarih ve E:2022/8723, K:2023/3571 sayılı kararlan da aynı yöndedir.)
Danıştay Sekizinci Dairesince verilen 09/02/2022 tarih ve E:2018/5339, K:2022/646 sayılı karar:
Temyiz incelemesi aşamasında davadan feragat edilmesi üzerine, 6100 sayılı Kanun’un 310. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılan davadan feragat beyanı hakkında ek karar verilmek üzere dosyanın hükmü veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
(Danıştay Sekizinci Dairesinin 07/07/2021 tarih ve E:2020/7093, K:2021/3619 sayılı; 21/12/2021 tarih ve E:2021/3585, K:2021/6540 sayılı; 21/02/2022 tarih ve E:2022/196, K:2022/166 sayılı; 09/03/2023 tarih ve E:2019/105 sayılı kararlan da aynı yöndedir.)
Danıştay Dokuzuncu Dairesince verilen 07/12/2021 tarih ve E:2021/1744, K:2021/6129 sayılı karar:
Temyiz incelemesi aşamasında davadan feragat edilmesi üzerine, davadan feragat dilekçesine ilişkin olarak 6100 sayılı Kanun’un 310. maddesinin üçüncü fıkrasına göre gerekli değerlendirme yapıldıktan sonra ek karar verilmek üzere dosyanın istinaf dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
(Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 23/12/2020 tarih ve E:2020/5959, K:2020/6184 sayılı; 23/11/2021 tarih ve E:2020/6262, K:2021/5734 sayılı; 31/03/2022 tarih ve E:2020/5897, K:2022/1136 sayılı kararları da aynı yöndedir.)
Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen 14/03/2022 tarih ve E:2022/1192, K:2022/965 sayılı karar:
Temyiz incelemesi aşamasında davadan feragat edilmesi üzerine, 6100 sayılı Kanun’un 310. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca feragat hususunda gerekli değerlendirme yapılmak suretiyle “ek karar” verilmek üzere dosyanın hükmü veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
(Danıştay Onüçüncü Dairesinin 23/11/2020 tarih ve E:2020/2773, K:2020/3287 sayılı; 02/12/2021 tarih ve E:2021/4415, K:2021/4154 sayılı; 20/03/2023 tarih ve E:2023/544, K:2023/1248 sayılı kararları da aynı yöndedir.)
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca verilen 20/09/2023 tarih ve E.-2023/1197, K.2023/1022 sayılı karar:
Dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra davadan feragat edilmesi nedeniyle, davadan feragate ilişkin dilekçe uyarınca 6100 sayılı Kanun'un 310. maddesinin üçüncü fıkrasına göre ek karar verilmek üzere dosyanın istinaf mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
(Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 20/09/2023 tarih ve E:2023/1198, K:2023/1023 sayılı; 20/09/2023 tarih ve E:2023/1199, K: 2023/1024 sayılı kararları da aynı yöndedir.)
B. TEMYİZE KONU KARARIN MAHKEMECE FERAGAT HUSUSUNDA KARAR VERİLMEK ÜZERE "BOZULMASI" YÖNÜNDE VERİLEN KARARLAR
Danıştay Dördüncü Dairesince verilen 01/07/2021 tarih ve E:2019/9468, K:2021/3777 sayılı karar:
Temyiz aşamasında davadan feragat edilmesi üzerine, feragat konusunda bir karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulmasına karar verilmiştir.
(Danıştay Dördüncü Dairesinin 30/06/2021 tarih ve E:2020/3521, K:2021/3731 sayılı kararı da aynı yöndedir.)
Danıştay Dördüncü Dairesinin 19/07/2023 tarih ve K:2023/32 sayılı Başkanlık Kurulu kararı ile idari dava dairesine dönüştürülmesinden sonraki süreçte konu ile ilgili kararlarının temyiz aşamasında davadan feragat edilmesi özerine ek karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine şeklinde yön değiştirdiği görülmektedir. Danıştay Dördüncü Dairesinin 10/10/2023 tarih ve E:2023/6207, K:2023/5347 sayılı; 27/02/2024 tarih ve E:2023/5808, K:2024/1242 sayılı kararlan bu yöndedir.
Danıştay Beşinci Dairesince verilen 30/03/2022 tarih ve E:2021/11054, K:2022/1644 sayılı karar:
Temyiz aşamasında davadan feragat edilmesi üzerine, hüküm kesinleşmeden feragat edilmesi nedeniyle temyize konu kararın bozulmasına karar verilmiştir.
(Danıştay Beşinci Dairesinin 09/09/2020 tarih ve E:2019/2856, K:2020/3555 sayılı; 03/12/2020 tarih ve E:2020/2594, K:2020/5561 sayılı kararlan da aynı yöndedir)
Danıştay Yedinci Dairesince verilen 18/05/2021 tarih ve E:2021/391, K:2021/2294 sayılı karar:
Temyiz aşamasında davadan feragat edilmesi üzerine, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sonra erdiren feragat dikkate alınarak yeniden karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulmasına karar verilmiştir.
(Danıştay Yedinci Dairesinin 29/09/2021 tarih ve E:2019/2543, K:2021/3640 sayılı; 02/11/2022 tarih ve E12022/51, K:2022/4205 sayılı kararlan da aynı yöndedir.)
Danıştay Onuncu Dairesince verilen 20/12/2021 tarih ve E:2019/8101, K:2021/6547 sayılı karar:
Karar düzeltme aşamasında davadan feragat edilmesi üzerine, dava hakkında feragat nedeniyle yeniden bir karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar verilmiştir.
(Danıştay Onuncu Dairesinin 05/07/2021 tarih ve E:2017/751, K:2021/3801 sayılı; 17/01/2022 tarih ve E:2020/1598, K:2022/133 sayılı; 28/02/2023 tarih ve E.2021/3235, K:2023/800 sayılı kararları da aynı yöndedir.)
Danıştay Onikinci Dairesince verilen 14/09/2021 tarih ve E:2021/2248, K:2021/4446 sayılı karar:
Temyiz aşamasında davadan feragat edilmesi üzerine, feragat istemi hakkında karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulmasına karar verilmiştir.
(Danıştay Onikinci Dairesinin 16/02/2021 tarih ve E:2021/2450, K:2021/732 sayılı; 17/03/2021 tarih ve E:2018/9304, K:2021/1434 sayılı; 20/02/2023 tarih ve E:2022/5740, K:2023/700 sayılı kararları da aynı yöndedir.)
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 11/10/2021 tarih ve E:2021/1317, K:2021/1712 sayılı karar:
Temyiz aşamasında davadan feragat edilmesi üzerine; 6100 sayılı Kanun’un 310. maddesine, 7251 sayılı Kanun’un 29. maddesiyle eklenen üçüncü fıkrada düzenlenen “ek karar müessesesi”nin idari yargılama hukukunda yer almadığı, bu kurumun adlî yargıda mevcut olan bir kısım sorunları ortadan kaldırmak amacıyla düzenlenmiş olduğu, 6100 sayılı Kanun’un 310. maddesinin üçüncü fıkrasının idari yargılama hukukunda uygulanma imkânının bulunmadığı belirtilerek, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra davadan feragat edilmesi nedeniyle bozma kararı verilmiştir.
Söz konusu kararda; 6100 sayılı Kanun hükümlerinin asıl olarak taraflarca hazırlama ilkesine göre düzenlenmiş olmasına karşın, idari yargıda re’sen araştırma ilkesinin uygulandığı, iptal davalarının objektif niteliğinin bulunduğu, bu temel farklılıkların tezahürünün ise en çok 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun’un 31. maddesiyle 6100 sayılı Kanun’a atıf yapılan konularda gündeme geldiği, yerleşik Danıştay içtihatları ile, “davanın ihbarı ile davaya katılma”, “ehliyet”, “feragat ve kabul” gibi konularda idari yargılamanın kendine özgü niteliği dikkate alınarak karar verildiği; 2577 sayılı Kanun’un 31. maddesinde, belirli konularda 6100 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmış ise de bu hükmün, idari davaların nitelikleri dikkate alınarak ve idari dava türleriyle bağdaştığı ölçüde uygulanabileceğinin kabulü gerektiği; davacının davadan feragat etmesi üzerine ne şekilde hareket edileceğinin, bu ilke ve tespitler çerçevesinde değerlendirildiği; 6100 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin idari yargılamada uygulanabilirliğini tespit ve tayin bakımından, yeni düzenlemelerde yer alan ek karar müessesesi üzerinde durulmasının önem arz ettiği; feragatin temyiz aşamasında gündeme gelmesinden sonra temyiz merciinin gönderme kararı vererek dosyayı mahkemeye göndereceği ve mahkeme tarafından feragat hakkında bir ek karar verileceği; oysa idari yargılama usulünde ek karar müessesesinin düzenlenmediği; bunun doğal sonucu olarak, feragat hakkında verilecek ek kararın hangi usul ile alınacağı, kanun yollarına tabi olup olmayacağı, tabi olacaksa bunun süresi gibi pek çok konuda ek karar müessesesi ile 2577 sayılı Kanun'un çelişmesi sonucu çeşitli sorunların gündeme geleceği;
Medeni Usul Hukuku açısından da geçerli olan bu sorunların, adlî yargıda 6100 sayılı Kanun düzenlemeleri çerçevesinde hükmün tamamlanması kurumu için öngörülen usul uygulanarak çözümlenebileceği; ancak gerek 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinde gerekse feragate ilişkin düzenlemelerde hükmün tamamlanması müessesesine atıf yapılmadığından, idari yargı mercilerinin 6100 sayılı Kanun'un 305/A maddesinde yer alan hükmün tamamlanması müessesesini ve bu düzenlemenin uygulanma usulünü gösteren 306. maddesini uygulama imkânının bulunmadığı;
İdari yargılamada hâkimin adli esaslardan ilham alabileceği genel olarak kabul edilebilir ise de, Danıştayın E:1952/154, K:1954/33 sayılı içtihadı birleştirme kararında, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun idari yargıda uygulanabilecek olan hükümlerinin “hasren tayin ve tahdit edilmiş” bulunduğu görüşünden hareketle, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun atıf yapılmayan hükümlerinin idari yargıda uygulanamayacağının içtihat edildiği ve bu anlayışın 2577 sayılı Kanun döneminde de Danıştay içtihatları üzerindeki etkisini sürdürdüğü, nitekim benzer bir yaklaşımla, Anayasa Mahkemesinin E2004/103, K:2008/121 sayılı kararında da 2577 sayılı Kanun’un 31. maddesinde sayılan hususların sınırlı olarak belirlendiğinin vurgulandığı;
Kaldı ki, 6100 sayılı Kanun’un 310. maddesine 7251 sayılı Kanun ile eklenen üçüncü fıkraya ilişkin gerekçede: “Düzenlemeyle, mevcut hükümden kaynaklanan ve feragat veya kabulün hükmün verilmesinden sonra gerçekleşmesi hâlinde yapılan farklı uygulamaların önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.” denilerek, hükmün getiriliş amacının, özel hukuk yargılamasında mevcut olan farklı uygulamalara ilişkin sorunları çözmek olduğunun açıkça ifade edildiği, idari yargılama hukuku bakımından böyle bir sorunun da söz konusu olmadığı; belirtilen bu durumlar karşısında, idari yargılama hukukunda ek karar müessesesinin yer almaması ve bu kurumun adlî yargıda mevcut olan bir kısım sorunları ortadan kaldırmak amacıyla düzenlenmiş olduğu dikkate alındığında, 6100 sayılı Kanun’un 310. maddesinin üçüncü fıkrasının idari yargılama hukukunda uygulanma imkânının bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
(Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/10/2020 tarih ve E2020/1094, K:2020/1856 sayılı; 03/06/2021 tarih ve E12021/35, K:2021/1174 sayılı; 29/12/2022 tarih ve E:2022/734, K:2022/4070 sayılı kararları da aynı yöndedir.)
II. DANIŞTAY BAŞSAVCISININ DÜŞÜNCESİ
Dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra davadan feragat edilmesi hâlinde, feragat hususunda "ek karar" verilmek üzere dosyanın hükmü veren mahkemeye mi gönderilmesi, yoksa temyize konu kararın mahkemece feragat hususunda karar verilmek üzere “bozulması” mı gerektiğine ilişkin içtihatların birleştirilmesi hakkında Başsavcı düşüncesinin alınması için Danıştay Başkanlığınca gönderilen dosya incelendi:
USUL YÖNÜNDEN
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 39. maddesinde, “içtihatları Birleştirme Kurulu, dava dairelerinin veya idari ve vergi dava daireleri kurullarının kendi kararları veya ayrı ayrı verdikleri kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık görüldüğü veyahut birleştirilmiş içtihatların değiştirilmesi gerekli görüldüğü takdirde, Danıştay Başkanının havalesi üzerine, Başsavcının düşüncesi alındıktan sonra işi inceler ve lüzumlu görürse, içtihadın birleştirilmesi veya değiştirilmesi hakkında karar verir.” kuralı yer almaktadır.
Bu kanuni düzenleme uyarınca, içtihadın birleştirilmesi kararı verilebilmesi için aykırı kararların verilmiş olmasının yanında, içtihadın birleştirilmesinin lüzumlu görülmesi gerekmektedir.
Danıştay İkinci, Üçüncü, Altıncı, Sekizinci, Dokuzuncu ve Onüçüncü Daireleri tarafından, dosyanın temyiz/karar düzeltme incelemesine gönderilmesinden sonra yapılan davadan feragat beyanı üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 310. maddesine 7251 sayılı Kanun ile eklenen üçüncü fıkranın uygulanması suretiyle “ek karar" verilmek üzere dosyanın hükmü veren mahkemeye gönderilmesine karar verildiği;
Danıştay Dördüncü, Beşinci, Yedinci, Onuncu ve Onikinci Daireleri ile İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından ise, 7251 sayılı Kanunla getirilen düzenlemenin idari yargıda uygulanamayacağından bahisle, davadan feragat nedeniyle temyiz aşamasında bozma, karar düzeltme aşamasında ise temyiz kararı kaldırılıp bozma kararları verildiği;
Söz konusu aykırı kararların devamlılık arz ettiği görülmektedir.
Bu nedenle, temyiz ve karar düzeltme başvurulan nedeniyle dosyanın Danıştayda bulunduğu aşamada davadan feragat edilmesi hâlinde, dosyanın feragat hakkında "ek karar” verilmek üzere kararı veren mahkemeye mi gönderilmesi, yoksa “bozma kararı” mı verilmesi gerektiği hususunda, Danıştay dava daireleri ile Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararlan arasında mevcut olan ve idari yargılamayı doğrudan etkileyen kanuni düzenlemenin uygulanabilirliğine ilişkin bulunan aykırılığın, içtihatların birleştirilmesi suretiyle giderilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
ESAS YÖNÜNDEN
KONU İLE İLGİLİ KAVRAM, KURUM VE HUKUKİ DÜZENLEMELER ÇERÇEVESİNDE İÇTİHATLARIN BİRLEŞTİRİLMESİ İSTEMİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
A. HUKUKİ DÜZENLEMELER
30/12/1938 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve 521 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılan 3546 sayılı Devlet Şûrası Kanunu’nun 44. maddesinde: “Tebligat işleri ile hâkimin davaya bakmaktan memnûiyeti ve reddi, ehli vukuf tedkikatı, keşif ve muayene, üçüncü şahısların davaya müdahalesi, adlî müzaheret hâllerinde ve duruşmanın icrası sırasında tarafların sükûnu ve inzibatı bozacak hareketlerine karşı yapılacak muamelelerde, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun umumî hükümleri tatbik olunur.” kuralına yer verilmişti.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ile yürürlükten kaldırılan 521 sayılı Danıştay Kanunu’nun “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun Tatbik Edileceği Hâller” başlıklı 88. maddesinde: “Bu kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hâkimin davaya bakmaktan memnûiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahsın davaya müdahalesi, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif ve delillerin tespiti, adlî müzaheret hâllerinde ve duruşmanın icrası sırasında tarafların sükûnu ve inzibatı bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun umumî hükümleri uygulanır." kuralı bulunmakta idi.
2577 sayılı Kanun’un 31. maddesinin birinci fıkrasında ise: “1. Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hâkimin davaya bakmaktan memnûiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, dosyanın taraflar ve ilgililerce incelenmesi, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adlî yardım hâllerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sükûnunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler, elektronik işlemler ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak, davanın ihbarı Danıştay, mahkeme veya hâkim tarafından re'sen yapılır. Bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilir ve bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.” kuralı yer almaktadır.
2577 sayılı Kanun’un 31. maddesi ile atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış; anılan Kanun’un 447. maddesinin ikinci fıkrasında mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Kanun’a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun’un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı kurala bağlanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Feragat ve kabulün zamanı” başlıklı 310. maddesinde:
“(1) Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.
(2) Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilin
(3) Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir.” kuralına yer verilmiştir.
3546 sayılı Devlet Şûrâsı Kanunu’nun 44. maddesi, 521 sayılı Kanun’un 88. maddesi ve hâlen yürürlükte olan 2577 sayılı Kanun’un 31. maddesinin birinci fıkrasında, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (hâlen yürürlükte bulunan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun) ilgili hükümlerinin uygulanacağı hususlar sayma suretiyle gösterilmiştir. 2577 sayılı Kanun’un 31. maddesi, “Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda” kaydı ile, atıf yapılan konularda, “...Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır.” hükmünü âmir bulunmaktadır. Bu atıflar, konular itibarıyla yapılmış olup; belirli madde hükümleri ile sınırlı değildir. Feragatle ilgili hükümler, 6100 sayılı Kanun’un 307 ilâ 312. maddelerinde yer almaktadır. 2577 sayılı Kanun'da feragatle ilgili başka bir düzenleme bulunmamaktadır.
B. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU’NUN İDARİ YARGILAMA USULÜNDE UYGULANMASI
3546 sayılı Devlet Şûrası Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde Danıştayca verilen E: 1952/154, K: 1954/33 sayılı tevhidi içtihat kararında; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun Devlet Şûrasında görülmekte olan davalar dolayısıyla ve mevzularda tatbik kabiliyeti olduğu, atıf yapılan hususların 3546 sayılı Kanun’un 44. maddesinde “hasren tayin ve tâdât edilmiş” bulunduğu belirtilmiştir,
521 sayılı Kanun’a ilişkin Tasarı’nın madde gerekçesinde; Danıştayın yargılama usullerinin Tasanda yer aldığı, ancak bu konuda idari kazanın özelliğinin gerektirdiği kuralların tespit edildiği, bunların dışında kalan hususlarda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’ndan yararlanılması mümkün olduğundan bunların tekrarlanmasının fuzûlî olacağının düşünüldüğü ve adı geçen Kanun’a atıfta bulunulmakla yetinildiği, ancak hâlen yürürlükte olan Danıştay Kanunu’nda yapılan atıf ihtiyacı tamamen karşılamadığından, Tasarının bu maddesinde daha geniş bir atıf yapılması yoluna gidildiği ifade edilmiştir.
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun E:1971/1, K:1979/1 sayılı kararında; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na atıf yapılan dava ve taraf ehliyetine kamu hukuku yönünden daha geniş bir açıdan bakmak gerektiği, bu atfın idare hukukunun özellikleri ve gereksinimlerinin olmadığı ve uygulamada bunun gözetilmeyeceği anlamına gelmediği vurgulanmıştır.
2577 sayılı Kanun’un 31. maddesi ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na yapılan atıfla ilgili olarak Anayasa Mahkemesine yapılan itiraz başvurusu üzerine verilen kararda; idari yargılama usulünün, diğer usul kanunları gibi, ilgili olduğu yargı yerinin özelliği ve gelişen yargılama şartlarına göre belirlenen bir sistem olduğu gözetildiğinde, adlî ve idari yargı sisteminde davacı ve davalı durumunda bulunanların aynı durumda olmadıkları ve bu nedenle aynı kanun kurallarına tâbi tutulmalarının gerekmediği belirtilmiştir. (E:2004/103, K:2008/121 sayılı karar).
İdari yargılama usulüne ilişkin kanunların birbirini takip eden atıf maddeleri, 521 sayılı Kanun’a ilişkin tasarı gerekçesi, içtihatları birleştirme kararlan ve Anayasa Mahkemesi kararı arasında bir tutarlılık bulunmaktadır. Buna göre, idari yargılamaya özgü kuralların İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda düzenlendiği; aynı hususların farklı usul kanunlarında tekrarlanması fuzûlî olacağından, sayma suretiyle belirlenen hususlarda ise 6100 sayılı Kanun'a atıf yapılması yönteminin benimsendiği; böylelikle atıf yapılan hususu doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilendiren tüm hükümlerin idari yargılamada uygulanmasının mümkün hâle geldiği; idari yargılama usulünde kural bulunmaması kaydıyla, atıf yapılan 6100 sayılı Kanun hükümlerinin, temas ettiği bütün meselelerde uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.
C. DAVADAN FERAGAT VE KABUL
1. Medeni Yargılama Usulünde
Davaya son veren taraf işlemlerinden olan feragat, kabul ve sulh, 6100 sayılı Kanun’un 307 İlâ 315. maddelerinde düzenlenmiştir. Tasarruf ilkesinin (6100 sayılı Kanun m. 24) bir sonucu olarak, davaya son veren taraf işlemleri, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Bir başka ifadeyle, taraflar, davayı kabul ederek ya da davadan feragat ederek veya sulh sözleşmesi yaparak yargılamanın her aşamasında davayı sona erdirebilirler.
Feragat, 6100 sayılı Kanun’un 307. maddesinde, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; 310. maddesinde feragatin hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği, 311. maddesinde ise, feragatin kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı belirtilmiştir. Başka bir anlatımla, davadan feragat ile dava konusu uyuşmazlık esastan sona ermiş olur. Bu nedenle, mahkeme henüz feragat nedeniyle bir karar vermemiş olsa bile davacı feragatten dönemez; feragati ile bağlıdır. Feragat, ıslah yolu ile de hükümsüz kılınamaz (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E12021/2-668, K12023/191 ve E:2017/1-1232, K12021/792 sayılı kararlan).
Feragat, yalnız dava hakkından değil, esas haktan da vazgeçmeyi içerir (BİLGE Necip/ÖNEN Ergun, Medenî Yargılama Hukuku Dersleri, 1978, s. 350). Davadan feragat bir usul işlemi ise de, içeriği bakımından bir maddî hukuk işlemidir. Davadan feragatin içeriği olan maddî hukuk işlemi (haktan vazgeçme) ite, taraflar arasındaki dava konusu yapılan uyuşmazlık son bulur (KURU Baki/ARSLAN Ramazan/YILMAZ Ejder, Medenî Usul Hukuku Ders Kitabı, 2003, s. 623). Feragat, dava konusu haktan da feragat sayılır. Bu nedenle, davadan feragat eden davacı, dava konusu ettiği talebini artık dava edemez. Davayı geri alan davacı ise, bu hakkından feragat etmiş olmamaktadır. (PEKCANITEZ Hakan/ATALAY Oğuz/ÖZEKES, Muhammed; Hukuk Muhakemeleri Kanununa Göre Medenî Usul Hukuku, 2012, s. 694).
Mahkeme, sadece feragatin usul hukuku kurallarına uygun olup olmadığını inceler. Davadan feragat edebilecek yetkili kişi olarak; davayı açan kişi olan “davacının” gerçek kişi vekili, kanuni temsilcisi, özel hukuk tüzel kişisi, kamu tüzel kişisi ve Hazine vekili olması gibi hususlar inceleme sırasında ete alınır (KURU/Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü C.IV, 2001, s. 3550-3562).
Feragat, kural olarak her tür davada mümkündür; tasarruf ilkesinin tam uygulanmadığı davalarda da davacı davadan feragat edebilir. Ancak, hâkimin fiili sebebiyle Devlete karşı açılan tazminat davalarında feragat davayı sona erdirmeyeceği (PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s. 696) gibi, sosyal güvenlik hakkından ve bu sonucu doğuran davadan feragat edilememesi, tapuda isim düzeltilmesi davasından feragatin mümkün olmaması, iflas kararı verildikten sonra davadan feragat edilememesi., çift taraflı davadan (paydaşlığın giderilmesi davası gibi) davalının da davacı durumunda olması nedeniyle feragatin hüküm ifade etmeyeceği, evliliğin butlanı ve sahtecilik davalarında feragatin kendiliğinden hüküm ve sonuç doğurmaması gibi kamu düzenine ilişkin davalardan feragatin geçerli olmadığının örnekleri mevcuttur. (YILMAZ, Ejder: Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, 2012, s 1326-1328)
2- İdari Yargılama Usulünde
3546 sayılı Kanun’un 44. maddesi, 521 sayılı Kanun’un 88. maddesi ve hâlen yürürlükte bulunan 2577 sayılı Kanun’un 31. maddesinin birinci fıkrası ile Hukuk (Usulü) Muhakemeleri Kanunu’na yapılan atıflarla; medeni usulden yararlanılması kanun koyucu tarafından uygun bulunan hususlara ilişkin kuralların idari yargılamada uygulanması sağlanmıştır. 2577 sayılı Kanun'la hukuk usulüne atıf yapılan hususlar arasında davadan feragat ve kabul de bulunmaktadır.
Davadan feragat, davacının tek taraflı irade beyanı ile yapıldığından, feragatin geçerliliği için davalı tarafından kabul edilmesine gerek yoktur. Feragat, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sona erdirmektedir. Uyuşmazlığın feragat nedeniyle son bulduğunu tespit etme görevi ise mahkemeye ait bulunmaktadır. Mahkeme, bu görevi davacının beyanının gerçekten feragat olup olmadığını ve kanunun öngördüğü şekilde yapılıp yapılmadığını araştırmak suretiyle yerine getirmekle yükümlüdür. Mahkemenin, davacının beyanının gerçekten feragat olduğunu ve kanunun öngördüğü şekilde yapıldığını tespit etmesi durumunda, davadan feragat nedeniyle uyuşmazlığın son bulduğuna karar vermesi gerekmektedir. (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E:2003/332, K:2003/401 sayılı kararı).
Temyiz ve karar düzeltme aşamalarında hem bu istemlerden hem de davadan feragat mümkündür. Kanun yollarına yapılan başvurulardan feragat dolayısıyla bu istemleri inceleme imkânı kalmadığından, bu istemler hakkında karar verilmesine yer olmadığına; davadan feragat hâlinde ise, 6100 sayılı Kanun’un 310. maddesinde yapılan değişiklikten önceki dönemde, feragat talebi hakkında karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar verilirken; dava hakkında verilmiş olan karar kanun yolu aşamasında bulunduğundan, davacının “davadan feragat” iradesinin hükmü veren mahkemece ele alınması suretiyle karar verilmesi gerektiği bu kararlarda belirtilmekteydi. (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E.1997/156, K:1997/316; E.1999/1201, K:2000/552; E:2001/26, K.2001/309 ve E:2000/648, K:2001/740 sayılı kararları)
İdari yargılama usulünün kendine özgü niteliği, iptal davalarından feragatte ortaya çıkmaktadır. İptal davalarının, kişinin menfaatinin korunması ve idarenin hukuka uygunluğunun sağlanması şeklinde iki yönü bulunmaktadır. Bu bakımdan, kimi idare hukukçularına göre, iptal davalarından feragat hususunda bu iki yön dikkate alınarak bir sonuca varılması gerekir. Sadece davacıların kişisel menfaatlerini etkileyen, kamuyu ilgilendirmeyen işlemlere karşı açılan davalarda feragatin mümkün olması, ancak kamuyu ilgilendiren işlemlere karşı açılan davalardan feragat edilmesinin mümkün olmaması gerekmektedir. (ODYAKMAZ Zehra, İdari Yargı ile İlgili Öneriler, Danıştay Sempozyumu, 11-12 Mayıs 2001, s. 143)
İdari yargıda iptal davası, kural olarak ilgililerin menfaatlerini korumanın yanında, idarenin hukuka uygun davranmasını gerçekleştirmeye yöneliktir. Bu özelliği dolayısıyla iptal davalarının objektif ve soyut nitelikte bir dava türü olduğu teoride genel olarak ifade edilmekte birlikte, istisnaî olarak, iptal davalarının sübjektif ve somut nitelikte örneklerinin de bulunduğu uygulamada gözlenmektedir. Davacının kişisel çıkarını ihlâl eden somut ve sübjektif nitelikteki işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda, ilk derece mahkemesince hüküm verildikten sonra, kanun yolu incelemesi sonuçlanmadan yapılan davadan feragatin kabul edilmesi gerekir. Kişisel yararın söz konusu olduğu durumda, İhlâl edilen kamunun haklan olmayıp kişinin menfaatidir. Kendi hak ve menfaatleri üzerinde mutlak tasarruf yetkisine sahip olan kişinin davasından feragatinde de herhangi bir kısıtlama düşünülemez. Feragate ilişkin uyuşmazlık konusu olaylarda, kamu yararı ve kişisel yarar ölçütünün belirlenmesinden sonra, feragat hakkında karar vermek yerinde olacaktır. Her uyuşmazlıkta davacının davayla ilişkisini irdelemek gerekir. Davacı sıfatıyla gerçek kişiler veya kurum ve kuruluşlar tarafından belde veya semt sakini sıfatıyla açılmış objektif nitelikteki bir iptal davasında kamu yararı ölçütü mutlak olduğundan, ilk derece mahkemesince verilen ve hukuka aykırılığı belirleyen bir karardan sonra, davacının davasından feragat etmesi kabul edilemez. (Danıştay Altıncı Dairesinin E:2011/1894, K:2014/5660 ve E:2015/7570, K:2018/2365 sayılı kararları).
Köy tüzel kişiliği tarafından taşınmazın satışına ilişkin olarak yapılan ihalenin iptali istemiyle yapılan başvurunun reddine dair işlemin iptaline karar verilmesi talebiyle açılan bir davada, feragatin mahiyetinden hareketle, dava konusu edilen işlemin salt kişisel yarar yerine kamu yararını ilgilendirmesi ve bu anlamda objektif nitelikte olması, davanın sadece kişisel yarar amacıyla açılmamış olması ve dava konusu ihalenin iptali istemiyle yapılan başvurunun reddine dair işlemin hukuka aykırı olduğunun tespit edilmiş olması nedeniyle, köy muhtar ve azalan olan davacıların feragat istemi kabul edilmemiştir. (Danıştay Onüçüncü Dairesinin 2016/1448. K:2020/1576 sayılı kararı).