Esas | : 2023/10529 |
Karar | : 2024/3509 |
Tarih | : 29.05.2024 |
İSTEMİN ÖZETİ: İzmir 3. İdare Mahkemesinin 10/02/2022 tarih ve E:2021/962, K:2022/305 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51. maddesi uyarınca kanun yararına temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına. Kemalpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından düzenlenen 12/03/2021 tarih ve 2021031266K670000014 sayılı 3.150,00 TL tutarındaki ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
Kanun yararına temyiz edilen kararın özeti: İdare Mahkemesince; dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan para cezasına yapılan itiraz üzerine Kemalpaşa Sulh Ceza Hakimliği’nin 11/04/2021 tarih ve D.İş:2020/1034 sayılı kararıyla, para cezasının 2.352,00 TL'lik kısmının kaldırılarak 798,00 TL olarak belirlendiği, bu durumda, dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan para cezasının 2.352.00 TL'lik kısmının mahkeme kararıyla kaldırılmasına karar verildiğinden, dava konusu ödeme emrinin 2.352,00 TL'lik kısmında hukuka uyarlık, kalan 798,00 TL'lik kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin 2.352,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının iptaline, 798,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmı yönünden ise davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir.
DANIŞTAY SAVCISI: Abdülkadir ATALIK DÜŞÜNCESİ : Davacı tarafından, adına Kemalpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından düzenlenen 12/03/2021 tarihli, 2021031266K670000014 sayılı 3.150,00 TL tutarındaki ödeme emrinin iptali istemiyle Kemalpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğüne karşı açılan davada, dava konusu ödeme emrine dayanak oluşturan idari para cezasının 2.352,00 TL'lik kısmının sulh ceza mahkemesi kararıyla kaldırılmasına karar verildiğinden dava konusu ödeme emrinin 2.352,00 TL’lik kısmında hukuka uyarlık, kalan 798,00 TL’lik kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin kısmen iptaline, davanın da kısmen reddine kesin olarak karar veren İzmir 3. İdare Mahkemesinin 10/02/2022 tarihli, E:2021/962, K:2022/305 sayılı kararının; ödeme emrinin kısmen değil tamamının iptal edilmesi ve davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği ileri sürülerek kanun yararına incelenerek bozulması istemiyle Başsavcılığımızı bilgilendiren dilekçe üzerine konu incelendi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 51’inci maddesinde; İdare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği; temyiz isteği yerinde
görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı; bu bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51'inci maddesine göre, kanun yararına temyiz yoluna, ancak, "niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade eden" kararlara karşı başvurma olanağı mevcuttur.
Kanun yararına bozma isteminin konusunu; 5216 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca genel bütçeye gelir kaydedilmesi öngörülen idari para cezalarına itiraz edilmesi halinde, itiraz üzerine verilecek mahkeme kararının kesinleştiği tarihten önce bu cezanın tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenip düzenlenemeyeceği; idari para cezasına itiraz edilmekle birlikte ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmış ise, sulh ceza mahkemesi kararıyla para cezasının kısmen kaldırılması halinde, iptal davasında ödeme emrinin tamamının mı yoksa kaldırılan kısmının mı iptaline karar verilmesi gerektiği oluşturmaktadır.
6183 sayılı Âmme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanun'un 37. maddesinde: "Amme alacakları hususi kanunlarında belli edilen zamanlarda ödenir./Hususi kanunlarında ödeme zamanı tesbit edilmemiş amme alacakları Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğden itibaren bir ay içinde ödenir./Bu ödeme müddetinin son günü amme alacağının vadesi günüdür./Amme borçlusu isterse borcunu belli zamanlardan önce ödiyebilir." kurallarına yer verilmiştir.
Bu maddeye göre, takip işlemlerini yürüten davalı idarenin, Kanun'da belirtilen şekilde ödeme zamanının belirlenip belirlenmediği hususunu re'sen inceleyerek, ödeme zamanı belirlenmemiş alacaklar için bir aylık ödeme süresi tanıyarak vade tarihini belirlemesi, akabinde süresi içerisinde ödenmeyen alacaklar için ödeme emri düzenlemesi gerekmektedir.
6183 sayılı Kanun'un 55. maddesinde, kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ite tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gön içinde dava açabileceği kuralı yer almıştır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, bu Kanun'un genel hükümlerinin, İdarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; 17. maddesinin 3. fıkrasında, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri tarafından verilen İdarî para cezalan ile Cumhuriyet başsavcılıkları ve mahkemeler tarafından verilen idari para cezalarının genel bütçeye gelir kaydedileceği; 4. fıkrasında, genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken İdarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararların, 6183 sayılı Âmme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairelerine gönderileceği; 27. maddesinin 1. fıkrasında, İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin İdarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulabileceği, bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması hâlinde İdarî yaptırım kararının kesinleşeceği kurallarına yer verilmiştir.
İdarî para cezasına ilişkin genel kurallar Kabahatler Kanunu'nun çeşitli başlıklar altındaki maddelerde düzenlenmiş, ancak bunların ödeme emri ite ne zaman isteneceğini gösteren özel bir düzenleme getirilmemiştir. Kanun'un 17. maddesinin 4. fıkrasında, genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken İdarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararların, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği şeklinde dolaylı bir ifadeye yer verilmiştir. Maddenin genel ifadesinden, cezanın hangi idare tarafından ve hangi kurallara dayanılarak tahsil edileceği gösterilmiştir. Kanun'un 27. maddesinde, İdarî yaptırım kararının, onbeş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulmaması hâlinde kesinleşeceği öngörüldüğünden, 17. maddesinde geçen "kesinleşen karat1' ibaresinden, idari para cezasına karşı dava açılması halinde mahkeme kararının, yargısal sürecin sonunda kesinleşmesinin anlaşılması gerekmektedir. Ancak kesinleşme aşamasından sonra idari para cezasının 6183 sayılı Kanun'a dayanılarak tahsil edilebileceği sonucuna varılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, Kemalpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün 04/10/2020 tarihli, 2020/725 sayılı İdari Yaptırım Tutanağı ile davacıya 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu'nun 282. maddesi uyarınca 05/10/2020 tarihinde Kaymakam tarafından 3.150,00 TL idari para cezasını içeren idari yaptırım uygulanmasına karar verildiği, davacı tarafından idari para cezasına 28/10/2020 tarihinde itiraz edildiği (Kemalpaşa Sulh Ceza Mahkemesi D.İş:2020/1034), yargılama devam ederken Kemalpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü Şehit Mustafa Yavuz Polis Amirliği'nin 04/11/2020 tarihli, 202011045014344311 sayılı yazısı ite anılan mahkemeye para cezası ite ilgili bilgi ve belgeler gönderilirken, para cezasının tahsili için de İdari Yaptırım Tutanağı'nın 28/01/2021 tarihli, 2020/725 sayılı yazı ite Kemalpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne gönderildiği, davalı idarenin savunmasında, düzenlenen tutanağa istinaden 12/02/2021 tarihinde tahakkuk verildiğinin belirtildiği, bu şekilde vadesinde ödenmeyen kamu alacağının tahsili amacıyla görülen davaya konu edilen 12/03/2021 tarihli, 2021031266K670000014 sayılı ödeme emrinin düzenlendiği, ödeme emri işleminde; "ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Vergi/İdare Mahkemesinde dava konusu yapma olanağının bulunduğu, ancak yargılama sonucunda iddianızda tamamen veya kısmen haksız çıkmanız halinde haksız çıkılan tutarın yüzde 10’u oranında ayrıca gecikme zammı tahsil edileceği tebliğ olunur" hususuna yer verildiği, Kemalpaşa Sulh Ceza Mahkemesinin 11/04/2021 tarihli, D.İş: 2020/1034 sayılı kararı uyarınca para cezasının 2.352,00 TL'lik kısmı kaldırılarak para cezası miktarının 798,00 TL olarak belirlendiği, karara yapılan itirazlar İzmir 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 16/09/2021 tarihli, D.İş: 2021/5430 sayılı kararıyla reddedilerek 16/09/2021 tarihinde kararın kesinleştiği, ödeme emrinin iptali istemiyle İzmir 2. Vergi Mahkemesinde 2021/736 esasına kayden dava açıldığı ve görev yönünden reddedilerek İzmir 4. idare Mahkemesinin 2021/62 esasına kaydedildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda aktarılan yasal düzenlemeler birlikte ete alındığında;
1)5216 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca genel bütçeye gelir kaydedilmesi öngörülen idari para cezalarına karşı onbeş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulmaması üzerine itirazın son günü idari para cezası kesinleşir. İdari yaptırım olan söz konusu idari para cezasına karşı sulh ceza mahkemesine itiraz edilmiş ise; bu durumda idari para cezasının kesin hâl kazanması, ancak mahkeme kararının -kanun yollan tüketilerek- kesinleşmesi üzerine mümkündür. İdari para cezasına ilişkin sözü geçen her iki ayrı durum gerçekleşince, tahsil dairesince tahsil edilebilecek nitelik kazanmış kamu alacağı olarak kendisini gösterir.
2)Tahsil dairesi tarafından, öncelikle tahsile konu kesinleşmiş kamu alacağının kaynaklandığı kanunda ödeme zamanının belirlenip belirlenmediği incelenir. Ödeme zamanı belirlenmemiş kamu alacakları için, bir aylık ödeme süresi tanıyarak vade tarihi belirlenir. Kamu alacağının bu şekilde belirlenen vadede ödenmemesi halinde, ancak 6183 sayılı Kanun'a göre tahsil aşamasına geçilebilir.
3)Ödeme emri aşamasına, idari para cezası kesinleşmeden, kamu alacağının kaynaklandığı kanununda ödeme zamanı varsa vadesi gelmeden ya da kanununda ödeme zamanı belirlenmemiş olanlar için tanınan ödeme süresi sona ermeden geçilemez. Aksi takdirde düzenlenen ödeme emri hukuka aykırı olacaktır.
Uyuşmazlıkta, 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanun hükümlerinin davacı tarafından ihlal edildiği nedeniyle adına idari yaptırım olarak kaymakamlıkça idari para cezası verildiği ve cezaya karşı sulh ceza mahkemesinde itirazda bulunulmakla birlikte kaymakamlık (polis merkezi) tarafından para cezasının tahsili amacıyla idari yaptırım tutanağının vergi dairesine gönderildiği, tahsil dairesince, söz konusu cezanın kesinleşip kesinleşmediği tespit edilmeden, bu cezanın kaynaklandığı kanunda ödeme zamanı belirli olmadığı için 6183 sayılı Kanun'a göre ödeme gününü belirleyen -davalı idarenin savunmasında ifade ettiği şekilde tahakkuk- işleminin tesis edilip kesinleşmeyen bu kamu alacağının vadesinde ödenmediğinden bahiste dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği; idare mahkemesince, para cezasının mahkemece kısmen kaldırılması üzerine dava konusu işlemin kaldırılan kısmının iptaline, diğer bölümü yönünden ise davanın reddine karar verildiği; başka bir ifadeyle iptal davasının görümü sırasında, ödeme emrinin konusu olan idari para cezasının, sulh ceza mahkemesine yapılan İtiraz üzerine anılan mahkemece verilen kararın ve dolayısıyla para cezasının bir kısmının ancak bu aşamada hukuken kesinleşmesi, ayrıca yasal gerekliliklere aykırı olarak para cezasının tümünün tahsili amacıyla davaya konu edilen ödeme emri, kamu alacağı kesinleşmeden düzenlenmekte, ödeme emrinin tebliğinden itibaren para cezasının kaldırılmayan kısmına yönelik olarak işlemde belirtilen oranda zam uygulanması şeklinde ortaya çıkaran durumu adil yargılanma hakkı ite bağdaştırmak mümkün değildir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : Zeynelabidin DOĞAN
DÜŞÜNCESİ: Kanun yararına temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kanun yararına temyiz" başlıklı 51. maddesinde, idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı, bozma kararının bir örneğinin ilgili bakanlığa gönderileceği ve Resmi Gazete'de yayımlanacağı hükümleri yer almaktadır,
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemiyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün İçinde dava açabileceği hükmüne yer verilmiştir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, bu Kanun'un genel hükümlerinin, İdarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; 17. maddesinin 3. fıkrasında, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri tarafından verilen İdarî para cezaları ile Cumhuriyet başsavcılıkları ve mahkemeler tarafından verilen idari para cezalarının genel bütçeye gelir kaydedileceği; 4. fıkrasında, genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken İdarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararların, 6183 sayılı Âmme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairelerine gönderileceği; 27. maddesinin 1. fıkrasında, İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin İdarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulabileceği, bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması hâlinde İdarî yaptırım kararının kesinleşeceği hükümlerine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Kemalpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğünün 04/10/2020 tarihli, 2020/725 sayılı İdarî Yaptırım Tutanağı ile davacıya 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu'nun 282. maddesi uyarınca 05/10/2020 tarihinde Kaymakam tarafından 3.150,00 TL idari para cezası uygulanmasına karar verildiği, davacı tarafından idari para cezasına 28/10/2020 tarihinde itiraz edildiği, yargılama devam ederken İdari Yaptırım Tutanağı'nın 28/01/2021 tarih ve 2020/725 sayılı yazı ile Kemalpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne gönderildiği, düzenlenen tutanağa istinaden 12/02/2021 tarihinde tahakkuk eden ve vadesinde ödenmeyen kamu alacağının tahsili amacıyla dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği, davacı tarafından yapılan itiraz sonucunda, Kemalpaşa Sulh Ceza Mahkemesinin 11/04/2021 tarihli, D.İş:2020/1034 sayılı kararıyla, para cezasının 2.352,00 TL’lik kısmı kaldırılarak, para cezası miktarının 798,00 TL olarak belirlendiği ve anılan kararın 16/09/2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
İdarî para cezasına ilişkin genel kurallar Kabahatler Kanunu'nun çeşitli başlıklar altındaki bir çok maddesinde düzenlendiği hâlde, bunların ödeme emri ile ne zaman isteneceğini gösteren müstakil bir madde bulunmamaktadır. Kanun'un 17. maddesinin 4. fıkrasında, genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken İdarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararların, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği şeklinde dolaylı bir ifadeye yer verilmiş ise de, maddenin genel ifadesinden burada asıl anlatılmak istenilenin, cezanın hangi idare tarafından ve hangi hükümlere göre tahsil edileceğini göstermek olduğu, Kanun’un 27. maddesinde, İdarî yaptırım kararının, onbeş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulmaması hâlinde kesinleşeceği öngörüldüğünden, 17. maddesinde geçen "kesinleşen karar" ibaresinden, cezanın dava açılması hâlinde davanın sonunda kesinleşeceğinin anlaşılması gerektiği, dolayısıyla ancak bundan sonra ödeme emri ile istenebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bakılan uyuşmazlıkta ise, davacının ödeme emrinin dayanağı olan idari para cezasına yaptığı itiraza ilişkin dava devam ederken söz konusu ödeme emrinin düzenlendiği, dolayısıyla dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği tarih itibarıyla kesinleşmemiş idari yaptırımın tahsili amacıyla düzenlendiği görülmektedir.
Bu durumda, 1593 sayılı Kanun uyarınca verilen idari para cezasının kesinleşmeden tahsili olanağı bulunmadığından, söz konusu para cezasının 6183 sayılı Kanun kapsamında tahsili için düzenlenen dava konusu ödeme emrinin tümünün iptali gerektiğinden, İdare Mahkemesi kararının davanın reddine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Danıştay Başsavcılığının KANUN YARARINA TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2. İzmir 3. İdare Mahkemesinin 10/02/2022 tarih ve E:2021/962, K:2022/305 sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısım yönünden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca, hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. Kararın birer örneğinin taraflara ve Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve Resmi Gazete'de yayımlanmasına, 29/05/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.