Esas | : 2023/6089 |
Karar | : 2024/11766 |
Tarih | : 09.12.2024 |
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/2136 E., 2022/2048 K.
SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece
İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.07.2021 tarihli ve 2020/377 Esas, 2021/333 sayılı Kararı ile sanığın icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1, 62/1, 50/1-a ve 52/2. madde ve fıkraları gereğince 150 tam gün karşılığı 4.500,00 Türk lirası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.
B. İstinaf
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 28.06.2022 tarihli ve 2021/2136 Esas, 2022/2048 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
İlk Derece Mahkemesinin dava konusu yargılamada yetkisiz olduğuna, atılı suçun unsurlarının oluşmadığından bahisle, sanığın beraat etmesi gerekirken cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğuna ve temyiz dilekçesinde belirtilen sair hususlara ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Sanığın alacaklı vekili, katılanın ise borçlu durumunda olduğu İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün 2018/32540 sayılı takip dosyası içeriğine göre, katılan tarafından dosya borcuna ilişkin olarak 01.10.2018 ve 05.10.2018 tarihlerinde sanığın şahsi banka hesabına haricen, 23.10.2018 tarihinde ise maaş haczi ile icra dosyasına olmak üzere, dosya borcunu aşan miktarda mükerrer ödeme yapılmasına neden olduğu iddia ve kabul edilerek sanığın icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de; sanığın 29.09.2018 tarihli talebi üzerine icra dairesince aynı tarihte maaş haciz müzekkeresi yazıldığı, 01.10.2018 ve 05.10.2018 tarihlerinde sanığın şahsi hesabına katılan tarafından toplam 1.300,00 Türk lirası ödeme yapıldığı, 23.10.2018 tarihinde ise 29.09.2018 tarihli maaş haczi müzekkeresine istinaden katılanın maaşından 931,09 Türk Lirasının mükerrer şekilde haczedildiği, maaş haczi süreci ile haricen ödemelerin çok kısa bir zaman aralığında gerçekleştiği ayrıca sanığın savunmasında da belirttiği üzere hakkındaki şikayeti öğrendikten hemen sonra mükerrer ödemeyi fark ederek katılana fazla ödemeyi iade ettiği bu haliyle sanığın üzerine atılı görevi kötüye kullanma suçunu işleme kastının ne şekilde gerçekleştiği açıklanmadan, aksi kanıtlanamayan savunmasına nazaran atılı suçtan beraati yerine yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-e maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. madde ve fıkra hükmü gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmaması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ile dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar nazara alındığında, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 28.06.2022 tarihli ve 2021/2136 Esas, 2022/2048 sayılı Kararının, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. madde ve fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a madde, fıkra ve bendi uyarınca İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.2024 tarihinde karar verildi.