Esas | : 2023/284 |
Karar | : 2024/396 |
Tarih | : 04.12.2024 |
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Suça sürüklenen çocukların nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149/1-c-h, 31/3, 62 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmalarına ve mahsuba ilişkin İstanbul 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15.03.2018 tarihli ve 350-75 sayılı hükümlerin, suça sürüklenen çocuk müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince 22.05.2018 tarih ve 1321-1265 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın da suça sürüklenen çocuklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 01.03.2023 tarih ve 23554-9004 sayı ile; "...22.11.2017 tarihli tutanak içeriğine göre; suça sürüklenen çocukların yağmaladıkları şikâyetçiye ait telefon ile birlikte olay yerinden uzaklaşamadan görevli kolluk ekibince yakalandıkları anlaşılmakla suça konu cep telefonu suça sürüklenen çocukların hakimiyet alanına girmediğinden suça sürüklenen çocuklar hakkında teşebbüs hükümlerinin uygulanması gerekirken tamamlanmış suçtan hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 24.03.2023 tarih ve 58968 sayı ile; "...Suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'ın yanlarında kimliği tespit edilemeyen iki şahıs daha olduğu hâlde müştekinin etrafını sarıp kavga ediyormuş gibi yaparak bu sırada müştekiyi sıkıştırdıkları, suça sürüklenen çocuk ...'un müştekiyi zorla iterek müştekinin sol ön cebine elini sokup cep telefonunu almaya çalıştığı ancak telefonunun alındığını fark eden müştekinin suça sürüklenen çocuğun elini cebinden çekmeye çalıştığı, müştekinin etrafını saran ve kendisini tutan diğer suça sürüklenen çocuklar ve yanındakilerin buna izin vermedikleri ve suça sürüklenen çocuk ...'in müştekinin cep telefonunu zorla çekip aldığı, olayın geceye tekabül eden saat 21.30 sıralarında gerçekleştiği iddia ve kabul edilen eylemde telefonun alınmasıyla suçun tamamlandığı," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 10.05.2023 tarih ve 15865-10615 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KONUSU
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suça sürüklenen çocuklara isnat edilen nitelikli yağma suçunun teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığının belirlenmesine ilişkindir.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Suça sürüklenen çocukların 22.11.2017 tarihinde saat 21.30 sıralarında Ordu Caddesi üzerinde yürümekte olan şikâyetçinin etrafını sararak ona omuz attıkları, şikâyetçinin dengesinin bozulmasıyla suça sürüklenen çocuk ...'in şikâyetçinin pantolonunun cebinde bulunan cep telefonunu almaya çalıştığı, şikâyetçinin buna direndiği ancak suça sürüklenen çocukların şikâyetçiyi tutarak zorla cep telefonunu aldıkları ve olay yerinden kaçmaya çalıştıkları, olayı gören polis memurlarının müdahalesi ve kovalamaca sonucu suça sürüklenen çocukları yakaladıkları, suça sürüklenen çocukların üzerinden ele geçen cep telefonunun şikâyetçiye iade edildiği iddiası ile kamu davası açıldığı,
Kolluk tarafından düzenlenen 22.11.2017 tarihli tutanakta; olay yerinde bulunan suça sürüklenen çocuk ...'in elinde bulunan suça konu cep telefonunu yere attığı esnada bu durumu gören kolluk görevlilerinin yüksek sesle polis memuru olduklarını söyleyerek yerdeki cep telefonunu aldıklarının ve suça sürüklenen çocukları yakaladıklarının belirtildiği,
Anlaşılmaktadır.
V. GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler
Yağma suçunu düzenleyen TCK'nın 148. maddesi şöyledir; "Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.".
Madde gerekçesi ise şu şekildedir; "Hırsızlık suçundan farklı olarak yağma suçunun oluşabilmesi için mağdurun rızasının cebir veya tehdit kullanılarak ortadan kaldırılması gerekir. Yağma suçunun tamamlanabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya alınmasına karşı koyamamalıdır. Malın teslim edilmesi veya alınması, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesini, mağdurun bu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelmesini ifade eder. Mal, zilyedin tasarruf olanağı ortadan kalktığı anda alınmış olacağından, bu ana kadar yapılan cebir veya tehdit, hırsızlığı yağmaya dönüştürür. Örneğin evin içindeki eşyayı alıp kapıdan çıkarken mal sahibi ile karşılaşan hırsız, ona karşı cebir veya tehdit kullanacak olursa, yağma suçu oluşur. Mal alındıktan yani hırsızlık suçu tamamlandıktan sonra, bunu geri almak isteyen kişiye karşı cebir veya tehdide başvurulması hâlinde, yağma suçundan söz edilemez. Hırsızlık suçuna konu malın geri alınmasını önlemek amacına yönelik olarak kullanılan cebir veya tehdit ayrı suçların oluşmasına neden olur. Bu durumda gerçek içtima hükümlerinin uygulanması gerekir.".
TCK'nın "Suça teşebbüs" başlıklı 35. maddesinin birinci fıkrası ise şöyledir; "Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur."
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ihtilaf; malvarlığına karşı işlenen bir suç olması itibarıyla aynı hırsızlıkta olduğu gibi yağma suçunda da suç konusu taşınır malın sanığın hakimiyet alanına sokulması anına kadar gerçekleştirilen icra hareketlerinin teşebbüs aşamasında kalmış sayılmasının mümkün olup olmadığı ile ilgilidir.
Yapısı itibarıyla yağma, teşebbüse elverişli bir suçtur. Failin, cebir veya tehditle suçun icra hareketlerine başladıktan sonra elinde olmayan nedenlerle malı teslim alamadığı hâllerde, yağma suçu teşebbüs aşamasında kalmış sayılır. Bu hususta doktrin ve uygulamada bir ihtilaf yoktur.
Ancak Özel Dairenin düşüncesi şu sebeplerle mümkün ve isabetli görülmemiştir:
a. Biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir. Bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz (TCK madde 42). Esas itibarıyla birden fazla bağımsız suçun, unsur veya ağırlaştırıcı neden ilişkisine dayanılarak normatif/hükmi bir nitelik izafe edilmek suretiyle hukuken tek fiil, dolayısıyla tek suç sayıldığı bu suç tipinin kendine özgü, bileşenlerinden tamamen farklı ve yeni, bağımsız bir suç olarak ortaya konduğu açıktır. Bu hâliyle diğer usul ve/veya maddi ceza hukuku nomları ile olan ilişkilerinin de bu kimliği üzerinden değerlendirilmesi ve belirlenmesi gerekir. Netice itibarıyla mürekkep suç içinde erimiş olan bileşen suçlar hakkında belirlenen ilke ve uygulamaların, mutlak bir kabul ve kıyasla mürekkep suç yönünden de tatbikinin her zaman isabetli sonuç vermeyeceği bilinmelidir.
TCK'nın 148. maddesinde düzenlenen yağma suçu da tehdit veya cebir ile hırsızlık suçlarından mürekkep bir bileşik suçtur (CGK'nın 01.03.2016 tarihli ve 2014/263 E. - 2016/107 K. sayılı kararı). Her ne kadar hırsızlık suçu ile birlikte TCK'da Onunucu Bölüm'deki "Malvarlığına Karşı Suçlar" kapsamında yer almakta ise de gerek hukuken koruduğu değer(ler) gerekse suçun unsurları yönünden hırsızlıktan farklı bir suç olduğu hususu tartışmadan varestedir.
b. Bu cümleden olarak, hırsızlık suçunda olduğu gibi malvarlığına karşı işlendiğinde ve hukuken mülkiyet/zilyetlik hakkını koruduğunda kuşku bulunmayan yağma suçunun, bununla birlikte kendisini oluşturan diğer suçların korudukları kişi hürriyeti ve vücut dokunulmazlığı gibi değerleri de koruduğu açıktır.
Cebir veya tehdidin etkisiyle mağdurun malı teslim etmesi veya alınmasına karşı koyamaması hâlinde mülkiyet/zilyetlik hakkından bağımsız olarak mağdurun kişi hürriyeti ve vücut dokunulmazlığı hakkının ihlali, yani bileşen/araç suç tamamlanmış olacaktır. Yağma suçu araç hareketler (bileşen bazı suçlar) bakımından kişiye, amacı bakımından ise zilyetlik ve mülkiyete yönelik bir saldırıdır (Mahmut Koca - İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, s. 671).
c. Madde gerekçesinde de vurgulandığı üzere yağma suçunun tamamlanabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya alınmasına karşı koyamamalıdır. Görüldüğü gibi korunan hukuki değerlerden de hareketle suçun unsurları ile tamamlanıp tamamlanmadığı hususu sanık değil ve fakat mağdur merkezli olarak belirlenmiştir. Böylece suçun tamamlanıp tamamlanmadığı yönünden belirleyici kriterin, suç konusu taşınır malın sanığın hakimiyet alanına sokulup sokulmaması değil, mağdurun bu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelip gelmemesi olduğu anlaşılmaktadır.
Keza, "Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak" şeklinde tanımlanan hırsızlık bakımından suçun tamamlanmış sayılmasının, yarar sağlamak saikine atfen uygulamada geliştirilen, yarar sağlamanın asgari zorunluluğu bağlamında failin malı egemenlik alanına sokması şartına bağlanması, anılan suça özgü, istisnai bir durumdur. Bu kriterin kıyasen yağma suçu yönünden de uygulanmasına hukuki bir dayanak olmadığı gibi istikrar kazanmış uygulamaların değiştirilmesini gerektirir haklı bir neden de görülmemiştir.
Malın teslim edilmesi veya alınması ise suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesini, mağdurun bu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelmesini ifade etmektedir. Başka bir anlatımla, cebir veya tehdidin etkisiyle mal teslim edildiğinde veya alındığında suç tamamlanmış sayılacaktır. Bu nedenle mağdurun malı alıp kaçarken yakalanması hâlinde suça teşebbüs değil, tamamlanmış suç söz konusu olacaktır. Yağma suçunun tamamlanması için malın zilyedinden alınması yeterlidir (Nur Centel - Hamide Zafer - Özlem Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Cilt:1, 4. Baskı, Beta Yayınevi, Ankara 2017, s. 405-406). Madde gerekçesinde verilen örneğe göre de, evin içindeki eşyayı alıp kapıdan çıkarken mal sahibi ile karşılaşan hırsız, ona karşı cebir veya tehdit kullanacak olursa, yağma suçu oluşur. Yüksek Ceza Genel Kurulunun 01.03.2016 tarih 2014/263 -2016/107 ve 05.04.2023 tarihli ve 2022/64 E. - 2023/204 K. sayılı kararlarında da aynı sonuçlara ulaşılmıştır.
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
Suça sürüklenen çocukların, direnmesine rağmen şikâyetçiyi tutarak zorla cep telefonunu almaları şeklindeki tipe uygun hareketle yağma suçundaki malın alınması unsurunun gerçekleştiği ve şikâyetçinin mal üzerindeki tasarruf olanağının ortadan kalktığı anlaşılan olayda müsnet yağma suçunun tamamlandığı kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 01.03.2023 tarihli ve 23554-9004 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
3- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 22.05.2018 tarihli ve 1321-1265 sayılı kararının ONANMASINA,
4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.