Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

Danıştay 19.02.2025 VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas :2024/255, Karar :2024/1013 Dava davacı tarafından, ... İnşaat ve Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi ve ... Harfiyat Nakliyat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi Adi Ortaklığı adına defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmemesi nedeniyle 2010 yılının Temmuz ila Kasım dönemleri için re'sen tarh edilen katma değer vergileri ile kesilen vergi ziyaı cezaları, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355. maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2015 yılı için kesilen özel usulsüzlük cezası ve

Oluşturulma tarihi: 21.02.2025 23:14    Güncellendi: 21.02.2025 23:14
T.C.
DANIŞTAY
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas: 2024/255
Karar: 2024/1013
Tarih: 13.11.2024
  • ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASI
  • ÖDEME EMRİNİN İPTALİ İSTEMİ
  • KATMA DEĞER VERGİSİ
  • TARHİYATIN MUHATABI
  • DAVA AÇMA EHLİYETİ
  • ADİ ORTAKLIK
ÖZET
Dava davacı tarafından, ... İnşaat ve Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi ve ... Harfiyat Nakliyat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi Adi Ortaklığı adına defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmemesi nedeniyle 2010 yılının Temmuz ila Kasım dönemleri için re'sen tarh edilen katma değer vergileri ile kesilen vergi ziyaı cezaları, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355. maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2015 yılı için kesilen özel usulsüzlük cezası ve tarh edilen vergiler üzerinden hesaplanan gecikme faizlerinin tahsili amacıyla anılan adi ortaklık adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılmıştır. ... İnşaat ve Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi ve ... Harfiyat Nakliyat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi Adi Ortaklığı sona erdirdikten sonra anılan adi ortaklık adına düzenlenen ödeme emrine karşı adi ortaklığı oluşturan şirketlerden biri olan davacının dava açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna varıldığından, ısrar kararında hukuki isabet görülmemiştir.

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) ... Harfiyat Nakliyat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi

VEKİLİ: Av. ...

(DAVALI) ... Defterdarlığı - ...

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU:... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... İnşaat ve Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi ve ... Harfiyat Nakliyat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi Adi Ortaklığı adına defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmemesi nedeniyle 2010 yılının Temmuz ila Kasım dönemleri için re'sen tarh edilen katma değer vergileri ile kesilen vergi ziyaı cezaları, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355. maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2015 yılı için kesilen özel usulsüzlük cezası ve tarh edilen vergiler üzerinden hesaplanan gecikme faizlerinin tahsili amacıyla anılan adi ortaklık adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.

... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 44. maddesinin birinci fıkrasında, katma değer vergisinin, bu vergiyle mükellef gerçek veya tüzel kişiler adına tarh olunacağı; ikinci fıkrasında, şu kadar ki, adi ortaklıklarda, verginin ödenmesinden müteselsilen sorumlu olmak üzere, ortaklardan herhangi birinin katma değer vergisine muhatap tutulacağı düzenlenmiştir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesine 7103 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle eklenen ve 27/03/2018 tarihinde yürürlüğe giren beşinci fıkrada, "Tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin, tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin her türlü vergi tarhiyatı ve ceza kesme işlemi, müteselsilen sorumlu olmak üzere, tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden, tasfiye dönemi için tasfiye memurlarından herhangi biri adına yapılır. Limited şirket ortakları, tasfiye öncesi dönemlerle ilgili bu kapsamda doğacak amme alacaklarından şirkete koydukları sermaye hisseleri oranında sorumlu olurlar. Şu kadar ki bu fıkra uyarınca tasfiye memurlarının sorumluluğu, tasfiye sonucu dağıtılan tutarla sınırlıdır." kuralı; altıncı fıkrada, "Beşinci fıkra kapsamına girmeyen tüzel kişilerin tüzel kişiliklerinin veya tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin sona ermesi halinde, sona erme tarihinden önceki dönemlere ilişkin her türlü vergi tarhiyatı ve ceza kesme işlemi, müteselsilen sorumlu olmak üzere, tüzel kişiliği olanların kanuni temsilcilerinden, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler (adi ortaklıklarda ortaklardan herhangi biri) ve varsa bunların temsilcilerinden herhangi biri adına yapılır." kuralına yer verilmiştir.



Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere devam eden adi ortaklıklarda, verginin ödenmesinden müteselsilen sorumlu olmak üzere, ortaklardan birinin katma değer vergisine muhatap tutulması, sona eren adi ortaklıklarda da her türlü vergi tarhiyatı ve ceza kesme işleminin yine ortaklardan herhangi biri adına yapılması, alacağın kesinleşmesi üzerine ortaklardan biri adına takibe geçilmesi gerekmektedir.

Alacağın kesinleşmesi anlamında, mükellefiyetin sona ermesi halinde ortaklardan herhangi biri adına diğer ortaklar da müteselsilen sorumlu olmak üzere ihbarname düzenlenerek kamu alacağının takibine başlanılması gerekmekle birlikte, kesinleşmiş alacağın tahsili için mükellefiyeti kaldırılan ortaklık adına işlem tesis edilmesi mümkün değildir.

Bu durumda, alacağın usulüne uygun şekilde kesinleşmesi halinde ortaklar adına ödeme emri ile takibe başlanılması gerekirken, 31/12/2010 tarihinde mükellefiyeti sona erdirilen adi ortaklık adına işlem tesis edilmesinde mevzuata uygunluk görülmemiştir.

Mahkeme bu gerekçeyle ödeme emrini iptal etmiştir.

Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:

İdari yargılama hukukunda ehliyet, idari dava açmakta gerçek veya tüzel kişinin menfaatinin olmasının yanında ayrıca, gerçek veya tüzel kişinin medeni hakları kullanabilme yeteneğine (fiil ehliyetine) sahip olmasını ifade etmektedir. Bu bakımdan, fiil ehliyetine sahip olmayan gerçek veya tüzel kişinin dava açma ehliyetinin varlığından söz edilemez.

Fiil ehliyeti, bir gerçek ya da tüzel kişinin kendi eylem ve iradesi ile yine kendi leh veya aleyhine borç altına girebilme ve hukuki işlem yapabilme yetisine sahip olmasıdır. Sözleşme yapmak, borç altına sokan başka hukuki işlemler yapmak, bir sözleşmeyi feshetmek, dava açmak ve benzeri olaylar fiil ehliyetinin kullanılması hallerindendir. Fiil ehliyetinin ilk ve en önemli koşulu da gerçek veya tüzel kişilerin hukuki anlamda kişilik kazanmış ve bu kişiliğin herhangi bir şekilde yitirilmemiş ya da kısıtlanmamış olmasıdır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen adi ortaklıkların tüzel kişiliği olmamakla birlikte Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre şirketlerin tüzel kişilikleri ticaret sicilinden silinmeleriyle sona ermektedir.

Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden ... İnşaat ve Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi ve ... Harfiyat Nakliyat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi Adi Ortaklığının 31/12/2010 tarihinde sona erdiği anlaşılmaktadır. Bu tarihten sonra adı geçen ortaklığın haklara sahip olması, borçlu kılınması ve temsili hukuken olanaklı değildir. Bunun sonucu olarak, ortaklığın sona ermesinden önceki dönemlerle ilgili olsa dahi, eski ortaklar ve tasfiye memurlarıyla ilgili hükümler saklı kalmak kaydıyla, münfesih ortaklık adına tarh ve ceza kesme işlemleri tesis edilemez, tesis edilen işlemler ortaklık açısından herhangi bir hukuki sonuç doğurmaz. Ortaklık hakkında hukuki sonuç doğurmayan, başka deyişle, hukuk düzeninde varlık kazanmayan işlemlerin ise ortaklığın menfaatini ihlal etmesi söz konusu olamaz.



Bu hukuki durum karşısında, sona eren ortaklığın medeni haklardan yararlanma ve bu hakları kullanma ehliyeti de son bulacağından, ortaklığın gerek yargı mercilerinde gerekse diğer resmi merciiler önünde temsil edilebileceğinden bahsetmek olanaklı değildir. Dolayısıyla, hukuk alemindeki varlığı sona eren ortaklığın davada taraf olma ehliyeti bulunmadığından davanın ehliyet yönünden reddi gerekmektedir.

Vergi Dava Dairesi, bu gerekçeyle mahkeme kararını kaldırdıktan sonra davayı ehliyet yönünden reddetmiştir.

Tarafların temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 01/02/2023 tarih ve E:2023/36, K:2023/454 sayılı kararı:

Dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin de içinde bulunduğu ... İnşaat ve Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi ve ... Harfiyat Nakliyat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi Adi Ortaklığı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin içeriğini oluşturan tarh ve ceza kesme işlemlerinin... tarih ve ...sayılı Vergi Tekniği Raporu ile ... tarih ve ... sayılı Vergi İnceleme Raporu'na istinaden tesis edildiği, dava konusu ödeme emrinin dayanağını oluşturan vergi ve cezaların kesinleştiği ve ödenmeyen vergi borçları sebebiyle dava konusu ödeme emrinin düzenlenerek usulüne uygun şekilde davacıya tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.

Vergi mükellefi olan adi ortaklık adına mükellefi olduğu vergilerin takibi amacıyla vergi/ceza ihbarnamesi düzenlenebileceği, adi ortaklık adına kesinleşen vergi ve cezaların tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinde ve bu ödeme emirlerinin adi ortak ve müteselsilen sorumlu olan davacı nezdinde takip edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Bu nedenle uyuşmazlığın esası incelenmek suretiyle karar verilmesi gerektiğinden aksi yöndeki temyize konu kararda hukuka uygunluk görülmemiştir.

Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur.

... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin...... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı:

Vergi Dava Dairesi, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ilk kararında ısrar etmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, katma değer vergisine ilişkin ihbarnamelerin ortaklardan herhangi biri adına düzenlenmesi gerekirken mükellefiyeti terkin edilen adi ortaklık adına düzenlendiği, dava konusu ödeme emri ile defter ve belge isteme yazısının tebliğ edildiği iş yeri adreslerinin 1994 yılından itibaren değiştirilmemesine rağmen ihbarnamelerin kendilerine tebliğ edilmediği, faaliyeti sona eren adi ortaklığın medeni haklardan yararlanma ve bu hakları kullanma ehliyeti de sona ereceğinden adi ortaklık adına düzenlenen ihbarnamelerin ilanen tebliğinin usulsüz olduğu, dava konusu ödeme emri içeriği vergi ve cezaların 31/12/2015 tarihi itibarıyla tarh zamanaşımına uğradığı, dolayısıyla usulüne uygun olarak tahakkuk etmiş bir vergi borcundan söz edilemeyeceği, Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinin 7103 sayılı Kanun ile eklenen ve 27/03/2018 tarihinde yürürlüğe giren altıncı fıkrasına göre mükellefiyeti sona erdirilen adi ortaklık adına ihbarname ve ödeme emri düzenlenemeyeceği, adi ortaklık adına düzenlenen ödeme emrine karşı dava açılmaması halinde mal varlığına haciz uygulanacağından dava açmanın dışında başkaca bir hukuki yollarının bulunmadığı, şirketin kanuni temsilcisinin yargılandığı ceza davasında beraat kararı verildiği, adi ortaklığa ait defter ve belgelerin ... İnşaat ve Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketinin kanuni temsilcisine tutanak ile teslim edildiği, davalı idarenin ulaşamadığı anılan şirkete kendilerinin de ulaşamadığı, muhasebe programı dökümleri ile faturaların onaylı örneklerinin inceleme elemanına ibraz edilmesi nedeniyle katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.



Davalı tarafından, dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI: Davalı tarafından cevap verilmemiştir.

Davacı tarafından ise, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialara ek olarak, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca 14/12/2016 tarihinde verilen kararla, adi ortaklık adına düzenlenen ihbarnamenin iş yeri adresinde tebliğ edilmeye çalışılmadan adi ortaklığı oluşturan şirketlerden birinin kanuni temsilcisinin ikâmetgah adresinde kanuni temsilcinin eşine tebliğ edilmesinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığı, olayda da adi ortaklık adına düzenlenen ihbarnamelerin kendilerinin iş yeri adresinde tebliğ edilmeye çalışılmadan doğrudan şirketin kanuni temsilcisinin ikâmetgah adresinde tebliğ edilmeye çalışıldığı ve şirketin kanuni temsilcisinin ikâmetgah adresinde bulunamaması üzerine ilanen tebliğ edildiği, defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesinde kusurlarının bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyizen incelenen ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin ve duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY:

... İnşaat ve Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile ... Harfiyat Nakliyat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi arasında ihale sonucu uhdelerinde kalan yol yapım işi için 21/05/2010 tarihinde adi ortaklık sözleşmesi imzalanmıştır. Adi ortaklık sözleşmesi ile ihaleye konu işin tamamlanması halinde adi ortaklığın son bulacağı kararlaştırılmıştır. İhaleye konu işin bitirilmesiyle birlikte 31/12/2010 tarihinde adi ortaklık sona erdirilmiştir.

Adi ortaklık sona erdirdikten sonra adi ortaklık adına düzenlenen ihbarnamelerle, defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle 2010 yılının Temmuz ila Kasım ödemeleri için katma değer vergisi tarh edilmiş ve vergilerin üç katı tutarında vergi ziyaı cezası ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355. maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2015 yılı için özel usulsüzlük cezası kesilmiştir. Vadesinde ödeme yapılmaması üzerine sözü edilen vergi ve cezalar ile tarh edilen vergiler üzerinden hesaplanan gecikme faizinin tahsili amacıyla adi ortaklık adına ... tarih ve ... sayılı ödeme emri düzenlenmiştir. Anılan ödeme emrinin ... Harfiyat Nakliyat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketinin iş yeri adresinde işçisine tebliğ edilmesi üzerine ödeme emrinin iptali istemiyle işbu dava açılmıştır.



Dava, ... Harfiyat Nakliyat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketinin kanuni temsilcisinin şirket adına verdiği vekaletnameye istinaden vekil tayin edilen avukat tarafından ... Harfiyat Nakliyat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi adına açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde, iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.

Anılan Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçelerinin ehliyet yönünden ilk incelemeye tabi tutulacağı; (6) numaralı fıkrasında, maddede sayılan hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı kuralına yer verilmiştir. Kanun'un 15. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde ise 14. maddenin (3) numaralı fıkrasının (c) bendinde yazılı hususta kanuna aykırılık görülürse davanın reddedileceği düzenlenmiştir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 377. maddesinin birinci fıkrasında, mükellefler ve kendilerine vergi cezası kesilenlerin, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilecekleri belirtilmiştir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 8. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde bu işleri yapanların katma değer vergisinin mükellefi olduğu; "Tarhiyatın muhatabı" başlıklı 44. maddesinin birinci fıkrasında, katma değer vergisinin, bu vergiyle mükellef gerçek veya tüzel kişiler adına tarh olunacağı; ikinci fıkrasında, şu kadar ki, adi ortaklıklarda, verginin ödenmesinden müteselsilen sorumlu olmak üzere ortaklardan herhangi birinin tarhiyata muhatap tutulacağı kuralına yer verilmiştir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620. maddesinin birinci fıkrasında, adi ortaklık sözleşmesinin, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşme olduğu; ikinci fıkrasında, bir ortaklığın, kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımıyorsa, bu bölüm hükümlerine tabi adi ortaklık sayılacağı düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 625. maddesinin birinci fıkrasında, yönetimin, sözleşme veya kararla yalnızca bir veya birden çok ortağa ya da üçüncü bir kişiye bırakılmış olmadıkça, bütün ortakların ortaklığı yönetme hakkına sahip olduğu; 637. maddesinin üçüncü fıkrasında, kendisine yönetim görevi verilen ortağın, ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisinin var sayılacağı, ancak temsil yetkisine sahip yönetici ortağın yapacağı önemli tasarruf işlemlerine ilişkin yetkinin, bütün ortakların oybirliğiyle verilmiş olması ve yetki belgesinde bu hususun açıkça belirtilmiş olmasının şart olduğu; 638. maddesinin üçüncü fıkrasında ise ortakların, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olacakları kurallarına yer verilmiştir.



HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

İptal davası, hukuka aykırı idari işlemleri ortadan kaldırmak suretiyle idarenin hukuka uygun davranmasını sağlama ve bu şekilde hukuk düzenini koruma amacı taşıyan bir davadır (Akyılmaz, B., Sezginer, M., Kaya, C., Türk İdari Yargılama Hukuku, Savaş Yayınları, 2021, s:263). Bu özelliği nedeniyle iptal davası, hukuk devletinin olmazsa olmazlarından olan idarenin yargısal denetiminin en önemli araçlarından birini teşkil etmektedir.

İptal davasının anılan işlevi göz önüne alındığında, idarenin hukukun sınırlarının dışına çıkmamasında idare edilen herkesin arada bir ilgi bağı olmaksızın menfaati bulunduğu düşünülebilirse de her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılabilmesinin idarenin işleyişini olumsuz yönde etkileyebileceğini öngören kanun koyucu, iptal davası açılabilmesi için objektif dava ehliyeti bulunmasını yeterli görmemiş, iptali istenilen idari işlemle istemde bulunanın menfaatinin ihlal edilmiş olması şartını da aramıştır.

İdari yargıda sübjektif dava ehliyeti olarak adlandırılan "menfaat ihlali" şartındaki "menfaat" kavramının gerek öğretide gerekse içtihatlarda, iptal davasını açan davacı ile dava konusu ettiği idari işlem arasında kurulabilecek ilgiyi ifade ettiği ve bu ilginin kişisel, meşru ve güncel nitelik arz etmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Menfaatin kişisel olması, ihlal edilen menfaatin davacıya ait olmasını; meşru olması, menfaatin hukuk tarafından korunmaya layık olmasını; güncel olması ise iptal davasına konu edilmek istenen idari işlemin ihlal etmiş olduğu menfaatin, davanın açıldığı anda mevcut olmasını ifade etmektedir.

Temyize konu ısrar kararında, adi ortaklıkların sona erdiği tarihten sonra haklara sahip olması, borçlu kılınması ve temsilinin hukuken olanaklı olmadığı, bunun sonucu olarak münfesih ortaklık adına tarh ve ceza kesme işlemlerinin tesis edilemeyeceği, tesis edilen işlemlerin adi ortaklık açısından herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağı, hukuki sonuç doğurmayan işlemlerin ise adi ortaklığın menfaatini ihlal etmesinin söz konusu olamayacağı, dolayısıyla, sona eren adi ortaklığın davada taraf olma ehliyetinin bulunmadığı gerekçesine dayanılmıştır.

Oysa ki, olayda, ... İnşaat ve Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi ve ... Harfiyat Nakliyat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi Adi Ortaklığı sona erdirdikten sonra anılan adi ortaklık adına düzenlenen ödeme emrine karşı adi ortaklık tarafından değil, adi ortaklığı oluşturan şirketlerden biri olan ... Harfiyat Nakliyat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi tarafından kendi adına dava açılmıştır.



Borçlar Kanunu'nu hükümlerine göre, adi ortaklıkların tüzel kişilikleri bulunmamaktadır. Bununla birlikte, katma değer vergisi uygulamasında, adi ortaklıklarda mal teslimi ve hizmet ifası adi ortaklık tarafından yapıldığından, adi ortaklıklar bağımsız işletme birimleri olarak ayrı vergi mükellefiyetine sahiptir. Buna göre, adi ortaklıklarca defter tutma, belge düzenleme, muhafaza ve ibraz ödevleri ile beyanname verme ve vergi ödeme gibi yükümlülüklerin ortaklardan ayrı olarak yerine getirilmesi gerekmektedir.

Katma değer vergisi borcu adi ortaklığa ait olmakla birlikte, Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 44. maddesiyle ortakların katma değer vergisinin ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulması nedeniyle adi ortaklık adına düzenlenen ödeme emri adi ortaklığı oluşturan gerçek ve tüzel kişilerin her birinin menfaatini ihlal etmektedir. Anılan maddede ortaklar için öngörülen müteselsilen sorumluluğa ilişkin olarak zaman bakımından bir sınırlama getirilmediğinden adi ortaklığın sona ermesinin bu duruma bir etkisi bulunmamaktadır.

Ayrıca, katma değer vergisi uygulamasında, adi ortaklıkların bağımsız işletme birimleri olarak ayrı vergi mükellefiyetine sahip olması, katma değer vergisi ile ilgili bir idari işlem nedeniyle menfaati ihlal edilen adi ortaklığı oluşturan gerçek ve tüzel kişilerin her birinin İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine göre kendi adlarına ve tek başlarına iptal davası açmasına engel oluşturmamaktadır.

Öte yandan, sona eren adi ortaklık adına ihbarname ve ödeme emri düzenlenip düzenlenemeyeceği, işin esasının incelenmesinde değerlendirilebilecek bir husustur. Bu konuya ilişkin olarak Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca verilen 02/10/2024 tarih ve E:2023/1543, K:2024/842 sayılı kararla, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 44. maddesi uyarınca müteselsil sorumlu olan ortaklardan herhangi biri adına cezalı tarhiyat yapılması gerekirken adi ortaklık adına tarh edilen vergi ve kesilen cezalarda hukuka uygunluk bulunmadığından, usulüne uygun bir şekilde tahakkuk etmeyen amme borcunun tahsili amacıyla adi ortaklık adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle dava konusu ödeme emirlerinin iptali yolunda verilen mahkeme kararına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair ısrar kararı, dava konusu tarhiyatların nedenini oluşturan fiillerin adi ortaklık tarafından gerçekleştirildiği dikkate alındığında adi ortaklığın bu fiiller nedeniyle vergi ve cezalar açısından muhatap olarak kabul edilmesinde yasal bir engel bulunmadığı sonucuna varıldığından uyuşmazlığın esası diğer yönlerden incelenmek suretiyle karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.

Belirtilen nedenlerle, ... İnşaat ve Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi ve ... Harfiyat Nakliyat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi Adi Ortaklığı sona erdirdikten sonra anılan adi ortaklık adına düzenlenen ödeme emrine karşı adi ortaklığı oluşturan şirketlerden biri olan davacının dava açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna varıldığından, ısrar kararında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :

Açıklanan nedenlerle;

Tarafların temyiz isteminin KABULÜNE,

... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,

Yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediğinden, yatırılan yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine,

Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına,

13/11/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.