Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

Yargıtay 06.01.2025 DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ Esas :2024/2698, Karar :2024/5711 03.01.2025 tarihinde www.resmigazete.gov.tr'de yayınlanan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi kararı.

Oluşturulma tarihi: 21.02.2025 23:23    Güncellendi: 21.02.2025 23:23
T.C.
YARGITAY
DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ

Esas: 2024/2698
Karar: 2024/5711
Tarih: 05.06.2024
  • İTİRAZIN İPTALİ DAVASI
  • KASKO SİGORTA POLİÇESİNDEN KAYNAKLANAN RÜCUEN TAZMİNAT
  • KASKO SİGORTA POLİÇESİNDEN KAYNAKLANAN RÜCUEN TAZMİNAT İSTEMLİ İCRA TAKİBİ
  • HALEFİYET
ÖZET
03.01.2025 tarihinde www.resmigazete.gov.tr'de yayınlanan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi kararı.

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 02.05.2023
SAYISI : 2021/245 E., 2023/374 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı taralından istenilmiş olmakla Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.  DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili sigorta şirketine kasko sigortalı olan dava dışı Ortaköy Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.'ye ait araç ile davalı tarafa ait aracın karıştığı kaza sonrası sigortalı araçta meydana gelen hasar nedeniyle alman ekspertiz raporu sonucu müvekkili şirketin sigortalısına 17.204,00 TL hasar tazminatı ödemesi yapıldığını, davalı herhangi bir ödeme yapmadığından, aleyhine İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğünün 2020/7754 sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını ancak davalının haksız ve kötü niyetli olarak süreci uzatmak maksadı ile borca itiraz ettiğini beyan ederek, davanın kabulü ile davalının yasal dayanaktan yoksun ve haksız itirazının iptalini ve takibin devamını talep etmiştir.
II.  CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, kusur ve zararı kabul etmediklerini belirterek davanın reddini istemiştir.
III.  İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ite; davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğünün 2020/7754 sayılı dosyasına yaptığı itirazın 8.602,00 TL'lik kısmının iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İV. KANI N YARARINA TEMYİZ
A.  Kanun Yararına Temyiz Yoluna Başvuran
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiştir.
B.  Temyiz Sebepleri
Adalet Bakanlığı kanun yararına temyiz isteminde kasko poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan rücu alacaklısı davacı sigorta şirketinin, üçüncü kişiye ödeme yaptığı tarih itibarıyla rücu borçlusu olan davalı temerrüde düşmüş olup, faiz başlangıç tarihinin ödeme tarihi olarak kabul edilerek itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken, mahkemece hükmün tamamlanmasına ilişkin 19.06.2023 tarihli karar ile hükümde karar verilmeyen faiz başlangıç tarihinin kaza tarihi olan 07.02.2019 tarihi olarak kabul edilerek itirazın iptaline karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kanun yararına bozulmasını talep etmiştir.
C.  Gerekçe
1.  Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat nedeniyle itirazın iptali istemine ilişkindir.
2.  İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 nci maddesi, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları,
3.  Değerlendirme
6100 sayılı Kanun'un 363 üncü maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur. Temyiz talebi Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur ve bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz.
Somut olayda itirazın iptali davasına konu icra takibine ilişkin ödeme emrinde"17.204,00 TL asıl alacak ve 2.095,59 TL işlemiş faiz toplamı 19.299,59 TL'nin asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %9 faizi ile birlikte tahsili" talep edilmiş, borçlunun süresinde ödeme emrine itirazı üzerine duran takibin devamı için açılan itirazın iptali davasında davacı tarafından "davanın kabulü ile davalı/borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına" karar verilmesi talep edilmiş; mahkemece verilen
02.05.2023 tarihli karar ile tarafların %50 oranında kusurlu oldukları kabul edilerek "davanın kısmen kabulü ile davalının icra dosyasına yaptığı itirazın 8.602,00 TL’lik kısmının iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiş, davacı vekilince bu kez asıl alacak yönünden faiz başlangıç tarihinin net olmadığından bahisle iptal edilen 8.602,00 TL’lik kısma 07.02.2019 tarihinden itibaren faiz işletilerek takibin devamına şeklinde kararın tavzih edilmesi talep edilmiş; mahkemece bunun üzerine 19.06.2023 tarihli kararla talep kabul edilmiştir. Adalet Bakanlığı ise kanun yararına bozma talebinde, hükmün tamamlanmasına ilişkin 19.06.2023 tarihli kararla hükümde karar verilmeyen faiz başlangıç tarihinin ödeme tarihi olması gerekirken kaza tarihi olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilmiştir.
itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacak olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davasının kazanılması halinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı, itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilecektir. Mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir, İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam etmesini sağlayan bir dava olup takip ve dava konusu olmayan istemler bu davada dikkate alınamayacaktır. Ödeme emrine itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiğine yönelik açıklama, ödeme emriyle islenilen asıl alacak, işlemiş ve işleyecek faiz gibi tüm borç kalemlerini kapsadığından, duran takibe ilişkin olarak itirazın iptali davasında verilen "takibin devamı" kararının işleyecek faizi de içerdiğinin kabulü gerekir.
22.07.2020 tarih ve 7251 sayılı Kanun’un 27 nci maddesi ile 305/A maddesinde düzenlenen hükmün tamamlanması, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, hükümdeki bu eksikliğin tamamlanması amacıyla kabul edilmiştir. Hükmün tamamlanması, tamamen veya kısmen karar verilmeyen taleplerle ilgili olabilir. Karar verilmiş ancak bazı yanlışlıklar yapılmış ise tamamlama kararı olarak bunların düzeltilmesi mümkün değildir. Eldeki davanın itirazın iptali davası olduğu da nazara alındığında mahkemece verilen 02.05.2023 tarihli kararda, tamamen veya kısmen karar verilmeyen bir talep mevcut değildir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece verilen 19.06.2023 tarihli kararın hükmün tamamlanması kararı olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.
6100 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesi gereğince sadece hükümdeki yazı ve hesap hataları mahkemece re'sen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. HMK’nın 305. maddesinde de hüküm fıkrasında taraflara tanınan hakların ve yüklenen borçların tavzih yoluyla sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Bir başka anlatımla hükmü değiştirici nitelikte, taraflara tanınan hakları ve yüklenen borçlan değiştirir mahiyette hüküm genişletilemez ve sınırlanamaz (HMK m. 305/2).
Başka bir anlatımla hakim kararım verdikten sonra bu kararını değiştiremez. Ancak bazı hallerde hüküm, açık olmayabilir, uygulanmasında bazı tereddütler ortaya çıkabilir ya da birbirine aykırı fıkralar içerebilir. Bu durumda taraflara mahkemeye başvurarak hükmün tavzih edilmesini (açıklığa kavuşturulmasını, açıklanmasını), varsa çelişkinin giderilmesini isteme olanağı tanınmıştır.
Mahkeme, tavzih talebini haklı görür ise hükümdeki açık olmayan hal, tereddüt ya da çelişkiyi ortadan kaldırır. Ancak tavzihle hükümde belirtilen haklar ve borçlar sınırlandırmayacağı gibi, genişletilemez ve değiştirilemez.
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesi tarafından "Davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğünün 2020/7754 sayılı dosyasına yaptığı itirazın 8.602,00 TL'lik kısmının iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiş olup ardından 19.06.2023 tarihli tavzih kararı ile "Davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğünün 2020/7754 sayılı dosyasına yaptığı itirazın 8.602,00 TL'lik kısmının iptali ile iptal edilen kısma 07.02.2019 tarihinden itibaren faiz işletilerek takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Yukarıda anlatıldığı üzere mahkemece uyuşmazlık hakkında karar verildikten sonra hüküm fıkrasında taraflara tanınan hakların ve yüklenen borçların tavzih yoluyla genişletilemeyeceği dikkate alınmaksızın tavzih kararı ile iptal edilen kısma faiz işletilmesine yönelik karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün kanun yararına bozulmasına karar verilmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Kanun’un 363 üncü maddesinin birinci fıkrasına dayalı kanun yararına temyiz talebinin kabulü ile kararın hukuki sonuçlarına etkili olmamak kaydı ile KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Kararın bir örneğinin ve dava dosyasının Adalet Bakanlığına gönderilmesine,
05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.