Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

Yargıtay 03.01.2025 ÜÇÜNCÜ HUKUK DAİRESİ Esas :2024/2028, Karar :2024/2658 03.01.2025 tarihinde www.resmigazete.gov.tr'de yayınlanan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararı. Uyuşmazlık, noterlik binası olarak kullanılan kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Adalet Bakanlığı; noterliğin tüzel kişiliği bulunmadığından husumet yöneltilemeyeceğini, Mahkemece taraf sıfatı bulunan gerçek kişi notere karşı açılan davada işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm

Oluşturulma tarihi: 21.02.2025 23:23    Güncellendi: 21.02.2025 23:23
T.C.
YARGITAY
ÜÇÜNCÜ HUKUK DAİRESİ

Esas: 2024/2028
Karar: 2024/2658
Tarih: 30.09.2024
  • KANUN YARARINA BOZMA
  • NOTERLİK DAİRESİNİN TÜZEL KİŞİLİĞİ
  • NOTERLİK BİNASI OLARAK KULLANILAN KİRALANANIN TAHLİYESİ İSTEMİ
  • TARAF EHLİYETİ
  • DAVA EHLİYETİ
  • TARAF SIFATI BULUNAN GERÇEK KİŞİ NOTERE KARŞI DAVA AÇILMASI
ÖZET
03.01.2025 tarihinde www.resmigazete.gov.tr'de yayınlanan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararı. Uyuşmazlık, noterlik binası olarak kullanılan kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Adalet Bakanlığı; noterliğin tüzel kişiliği bulunmadığından husumet yöneltilemeyeceğini, Mahkemece taraf sıfatı bulunan gerçek kişi notere karşı açılan davada işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı bulunduğunu ileri sürerek, kararın kanun yararına bozulmasını talep etmiştir. Dava konusu taşınmazın noterlik binası olarak kullanıldığı, kira sözleşmesinin 1512 sayılı Kanun'un 40 ve Yönetmelik'in 5 inci maddeleri uyarınca noterlik dairesi adına noter tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Ne var ki, noterlik dairesinin tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Bu nedenle tüzel kişiliği bulunmayan noterliğe husumet yöneltilemeyeceğinden açılan davada gerçek temsilci durumundaki notere davanın yöneltilmesinin usule uygun olduğu anlaşılmaktadır.

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2023/3140 E., 2024/597 K.

Taraflar arasında, İlk Derece Mahkemesinde görülen kiralananın tahliyesi davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; davalının müvekkiline ait iş yerinde noter olarak faaliyetini sürdürdüğünü, bahse konu iş yerinde daha önce noter olarak faaliyet yürüten Hakkı ile 21.04.2020 tarihinde 3 yıl geçerli kira sözleşmesi yapıldığını, doğrudan davalı ile yapılmış bir kira sözleşmesi de bulunmadığını, bu sözleşme devam ederken noterlik ataması nedeniyle göreve başlayan davalıya 29.12.2022 tarihinde Aksaray .... Noterliğinin 13635 yevmiye numaralı ihtarı ile binada tadilat yapılacağı belirtilerek sözleşme süresinin bitmesine müteakip iş yerinin boşaltılarak tesliminin bildirildiğini, müvekkilline ait bulunan ve farklı dükkanlardan oluşan gayrimenkulde yer alan diğer kiracıların çıkartıldığını, sadece davalı ve aynı yerde berber olarak faaliyet gösteren Ümit tarafından kullanılan iş yerlerinin boşaltılmadığını, boşalan yerlerin yaklaşık 2 yıldır 3. kişilere kiraya verilmemiş olduğunu, Gülağaç Belediyesine müracaat edilerek tadilat konusunda yasal girişimlere başlandığını, müvekkilinin aynı binada bulunan daireleri de boşaltıldığını, tadilat işlemlerine başlayamadığı için bu dairelerin boş olarak beklediğini, ayrıca bu dairelerin balkonlarından aşağıya inşaat parçaları düşmekte olduğunu, bu inşaat döküntülerinin birisine zarar vermesi durumunda müvekkilinin hukuki ve cezai yönden sorumluluğu doğacağını, mağdur olmaması adına sözleşmenin bitmesinden 5 ay kadar önce durumun yazılı olarak davalıya ihtar edildiğini, yapılan arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşma sağlanamadığını belirterek, kiracının kiralanandan tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; müvekkilinin noter olduğunu, dava konusu edilen mecurun ise noterlik hizmet binası olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; mecurun halen noterlik hizmet binası olarak kullanıldığının ihtilaf konusu olmadığı, davalının Gülağaç Noteri olduğu, davanın noterliğe yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.



IV. KANUN YARARINA TEMYİZ

A. Kanun Yararına Temyiz Yoluna Başvuran

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri

Adalet Bakanlığı; noterliğin tüzel kişiliği bulunmadığından husumet yöneltilemeyeceğini, Mahkemece taraf sıfatı bulunan gerçek kişi notere karşı açılan davada işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı bulunduğunu ileri sürerek, kararın kanun yararına bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, noterlik binası olarak kullanılan kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir.

İlgili Hukuk

1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun (1512 sayılı Kanun) 40 ıncı maddesi,

Noterlik Kanunu Yönetmeliğinin (Yönetmelik) "Noterlik dairesinin kiralanması, döşenmesi ve giderleri" başlıklı 5 inci maddesi.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)114 ve 115 inci maddeleri,

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 15.10.2015 tarihli ve 2014/20180 E., 2015/15914 K. sayılı ilamı ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 14.10.2010 tarihli ve 2010/10019 E., 2010/10212 K. sayılı ilamı.

Değerlendirme

Dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkinin varlığı medeni usul hukukumuzda "sıfat" olarak tanımlanmaktadır ve bir davada taraf olarak gösterilen kişilerin o dava ile ilgili kimseler olması zorunludur. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olmasına karşın, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan, anılan hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da hakkın sahibine aittir ve buna aktif husumet denilmektedir. Bir sübjektif hak kendisinden istenebilecek olan kişi ise, o hakka uymakla yükümlü olan kimsedir ve bu da pasif husumet (davalı sıfatı) olarak adlandırılmaktadır. Sübjektif hakkın sahibi olan kimse ile o hakka uymakla yükümlü bulunan kişinin kimler olduğunun saptanması, bir başka anlatımla davada davacı ve davalı sıfatlarının kimlere ait olduğu hususu, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin maddi hukuk sorunudur. Dava açan veya aleyhine dava açılan kişiler o davada davacı veya davalı olarak taraf sıfatına sahip değillerse, Mahkemece dava konusu hakkın esası (var olup olmadığı) hakkında inceleme yapılmadan dava sıfat yokluğundan reddedilir. Taraf sıfatı (husumet) ve sıfat yokluğu, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itiraz niteliğindedir ve yargılamanın her aşamasında, isteme gerek kalmaksızın Mahkemece kendiliğinden gözetilmesi zorunludur.



Dava dosyasının incelenmesinde; dava konusu taşınmazın noterlik binası olarak kullanıldığı, kira sözleşmesinin 1512 sayılı Kanun'un 40 ve Yönetmelik'in 5 inci maddeleri uyarınca noterlik dairesi adına noter tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Ne var ki, noterlik dairesinin tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Bu nedenle tüzel kişiliği bulunmayan noterliğe husumet yöneltilemeyeceğinden açılan davada gerçek temsilci durumundaki notere davanın yöneltilmesinin usule uygun olduğu anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesince; noterlik dairesinin tüzel kişiliği bulunmadığı gözetilerek, taraf sıfatı bulunan gerçek kişi notere karşı açılan davada işin esasına girilmesi ve hasıl olarak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olduğundan, Adalet Bakanlığının yerinde görülen kanun yararına temyiz talebinin kabulü gerekir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz talebinin kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 363 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kararın sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA,

Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine,30.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.