Esas | : 2024/1347 |
Karar | : 2024/2655 |
Tarih | : 30.09.2024 |
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2022/630 E., 2023/278 K.
Taraflar arasında, İlk Derece Mahkemesinde görülen itirazın iptali davasında özel dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müteveffanın müvekkili tarafından işletilen otoyol ve köprüden ... plaka sayılı aracı ile gerçekleştirdiği ihlalli geçişler nedeniyle ödenmeyen geçiş tutarı ve para cezasının tahsili amacıyla İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün 2021/22926 E. sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalı müteveffa tarafından takibe itiraz edildiğini belirterek davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Arzu Yener; davacının belirttiği hususların gerçeği yansıtmadığını, müteveffanın icra takibine yapmış olduğu itirazın kötü niyetli olmadığını, dava dilekçesindeki beyan ve taleplerin sebepsiz zenginleşebilmek adına yapıldığını, eşinin vefat etmesi sonucu arabanın kendi üzerine geçmesi için dava açtıklarını, arabanın şu an kendinin ve çocuklarının ortak malı olduğunu, davanın yetkisiz Mahkemede açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alacağın tahsili amacıyla açılan icra takibinden sonra ancak dava tarihinden önce borçlunun vefat ettiği, Yargıtay uygulamaları gereğince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124 üncü maddesine uygun olarak mirasçıların ek takip talebi ile takibe dahil edilerek mirasçılar adına usulüne uygun ödeme emri gönderilmesi gerekirken buna uygun davranılmadığı, dolayısıyla mirasçılar hakkında usulüne uygun şekilde başlatılmış geçerli bir icra takibi bulunmadığı gerekçesiyle, davanın özel dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
IV. KANUN YARARINA TEMYİZ
A. Kanun Yararına Temyiz Yoluna Başvuran
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Adalet Bakanlığınca; Mahkemece, borçlunun vefatından önce kendisi aleyhine başlatılan takibe itiraz ederek takibi durdurduğu, bu nedenle borçlunun itirazının hükümden düşürülmesi aşamasına gelinen icra takip dosyasında hiçbir işlem yapılamayacağından işin esasının incelenerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğu ileri sürülerek; kararın kanun yararına bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tarafından işletilen otoyoldan ihlalli geçiş nedeniyle ödenmeyen geçiş ücreti ve idari para cezasının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, borçlunun icra dosyasına yaptığı itiraz sonrasında, ancak itirazın iptali davası açılmasından önce vefat etmiş olması durumunda mirasçılarına karşı dava açılıp açılmayacağı noktasında toplanmaktadır.
İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 363 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur.
Temyiz talebi Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, 6100 sayılı Kanun’un 363 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca karar kanun yararına bozulur ve bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) "İtirazın İptali başlıklı" 67 nci maddesi.
2004 sayılı Kanun'un "İtirazın Hükmü" başlıklı 66 ncı maddesi.
2004 sayılı Kanun'un "Terekenin Borçlarında" başlıklı 53 üncü maddesi.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 19.03.2007 tarihli ve 2007/2701 E., 2007/5159 K. sayılı ilamı, 13.12.2017 tarihli ve 2016/24647 E., 2017/15485 K. sayılı ilamı ile Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 03.02.2021 tarih ve 2020/5440 E., 2021/971 K. sayılı ilamı.
Değerlendirme
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesinde düzenlenen itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı, borçlunun itirazının iptali ile 2004 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlayan, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, takip hukuku içinde olmakla birlikte maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Bu davanın açılabilmesi ve davanın esası hakkında karar verilebilmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunundaki genel hükümlerin yanı sıra itirazın iptali davalarına özgü bazı dava şartlarının bir arada bulunması gerekir. Bunlar; alacaklının dava ve takipte hukuki yararının bulunması, geçerli bir ilâmsız icra takibi yapılmış olması, süresi içinde yapılmış geçerli bir itirazın bulunması ve davanın itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içerisinde açılmasıdır.
2004 sayılı Kanunun 66 ncı maddesine göre, müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur. Alacaklının yapmış olduğu takibe karşı borçlu süresinde ve usule uygun olarak itiraz ettiğinde, Kanunun 66 ncı maddesi gereğince takip duracağından, durma kararı sonrası itirazın iptali veya itirazın kaldırılmasına karar verilmeden takip dosyasında hiçbir işlem yapılamaz (Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 03.02.2021 tarihli ve 2020/5440 E., 2021/971 K. sayılı ilamı).
2004 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi gereğince borçlunun ölümü halinde alacaklının takip edebileceği iki yol vardır. Ancak, şu hususu öncelikle vurgulamak gerekir ki aşağıda açıklanacak iki yol da yeni bir takip olmayıp eski takibin devamıdır.
a) Takibi tereke hakkında devam ettirmek;
Bu yolun seçilebilmesi için terekenin henüz taksim edilmemiş veya resmi tasfiyeye tabii tutulmamış yahut mirasçılar arasında aile şirketi tesis edilmemiş olması gerekir. Tereke hakkındaki takipte borçlu hayatta olsaydı hangi usul uygulanacak idi ise o usul uygulanır. Dolayısıyla borçlu hakkında iflas, haciz, rehnin paraya çevrilmesi yollarından hangisi ile takip yapılmışsa takibe o yolla devam edilir.
b) Takibi mirasçılar hakkında devam ettirmek;
Takibin mirasçılar hakkında devamı, haciz yada rehnin paraya çevrilmesi yollarıyla olur. Muris hakkındaki takip iflas yolu ile başlamış ise mirasçılar hakkında iflas yolu ile takibe devam edilemez.
Kural olarak bir takipte tek ödeme emri çıkarılır. Mirasçılar hakkındaki takip ilk takibin devamı olduğundan mirasçılar adına ödeme emri çıkarılmasına gerek bulunmamaktadır. Adı geçenlere muhtıra gönderilerek takibin kendilerine karşı da sürdürüleceği isteğinin bildirilmesi ile yetinilmelidir. Ancak, fazladan ödeme emri çıkarılması yeni bir takibin başlatıldığı anlamına gelmeyip takibin mirasçılara karşı devam edildiğini gösteren muhtıra niteliğindedir.
Ödeme emri çıkarılması fuzuli bir işlem olduğundan mirasçılar, murisin ölümünden önceki işlemlere itiraz edemeyecektir. Mirasçıların başvurusu, mirasçı olunmadığı, mirasın reddedildiği gibi itirazlarla, imhal, itfa, zamanaşımı (İİK.71) ve benzeri itirazlar olabilir (Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 19.03.2007 tarihli ve 2007/2701 E., 2007/5159 K. sayılı ilamı ile 13.12.2017 tarihli ve 2016/24647 E., 2017/15485 K. sayılı ilamı).
Somut olayda; İstanbul 36. İcra Dairesinin 2021/22926 E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde ödeme emrinin borçluya 23.09.2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu Faruk Yener'in 24.09.2021 tarihinde borca itiraz ettiği, icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, borçlunun 15.07.2022 tarihinde vefat ettiği, Ankara 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 17.11.2022 tarihli ve 2022/2145 E., 2022/1819 K. sayılı kararı ile borçlunun mirasçılarının eldeki davanın davalıları olan Arzu Yener, Ayşegül Ezel Yener ile Yusuf Sezgin Yener olduğunun tespit edildiği, eldeki itirazın iptali davasının 16.12.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca Mahkemece, takipte tek ödeme emri çıkartılacağı, mirasçılar hakkındaki takibin ilk takibin devamı olduğu, mirasçılar adına ödeme emri çıkarılmasına gerek bulunmadığı, fazladan ödeme emri çıkarılmasının yeni bir takibin başlatıldığı anlamına gelmediği, takibin mirasçılara karşı devam edildiğini gösteren muhtıra niteliğinde olduğu, ödeme emri çıkarılmasının fuzuli bir işlem olduğu, mirasçıların murisin ölümünden önceki işlemlere itiraz edemeyeceği, itirazın iptali davası koşullarının alacaklının dava ve takipte hukuki yararının bulunması, geçerli bir ilâmsız icra takibi yapılmış olması, süresi içinde yapılmış geçerli bir itirazın bulunması ve davanın itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içerisinde açılmış olduğu değerlendirilerek mütevaffa borçlunun itirazı konusunda işin esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.
O halde, Adalet Bakanlığının bu yöne ilişen kanun yararına temyiz talebinin kabulü gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Kanun’un 363 üncü maddesinin birinci fıkrasına dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine,30.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.